ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ
   
  Ankara-Çamlıdere-İnceöz Köyü-Koca Harman
  95-Alanya Yaylaları
 

video Kuş Yuvası Alanya yayla yolları ile Inceozlu ALANYA YAYLALARINA TOROS DAĞLARI AŞILARAK GİDİLİR. TOROSLAR GEÇİT VERMEZLER.

 4 Şuatta bademler iyice çiçek açmış Alanya Köylerinde..


 Alanya Saklı Kent te kar keyfi..


Antalya saklıkent kayak merkezi


 Can Bey, Bizi saklı kente götürdü.


Antalya Saklıkent te  teyze yiğen kar keyfi..




Yörükler yufka ekmek yaparlar. Ekmekler yardımaşma ile yapılır. Yayladan kaldırılan buğdaydan un yapılır ve yaylada yenir.



Sahilde çok yoğun çalışan köylüler yayla serinliğinde dinlenirler. Rüzgarlı tepelerde sohbet ederler.


Geceleri iyice korunmazsanız hasta olursunuz. Geceler 14-15 derecelere kadar hava soğur.

                  ALANYALI ÇIRPANLI MUSTAFA EFENDİ’YE SORULAN FETVA
    Sene 1960lı seneler.   Allah deme yasağı kalkmış. Din adamsızlıktan kaldırılamayan cenazelerin üç dört gün bekletildiği devirler geçmiş. İzmir müftü vekili çırpanlı Mustafa Efendi  de resmi görevini bırakıp Alanya’ya gelmiş, talebe okutmakta. Din eğitimi yasaklandığı için insanlar dinini öğrenememekte. Kur’an-ı Kerim’i okuyamamaktadır. Dinsiz, maneviyatsz bir nesil yetişmesi için mason ve Yahudiler var gücüyle çalışmaktadır. Chp iktidarını kullanarak bu emellerine büyük ölçüde muvaffak olmuşlardır.
   Bu din düşmanlıklarına rağmen halk, evinde, bildiklerini evlatlarına öğretmektedir. Bazı hocalar etrafa gözcü koyarak islamı öğretmeye çalışmaktalar. Hükümete yaranmak için veya cibilliyet bozukluğundan bu din öğretimini şikayet edenler de yok değildir. İşte bu karanlık devirlerde Çırpanlı Mustafa Efendi, Alanya’da talebe okutmaktadır. Okuttuğu talebeler imamlık, müezzinlik, müftülük ve vaizlik imtihanlarına girip kazanmaktalar ve yurda dağılmaktalar. Kur’an a susamış ümmete Kur’an öğretmekteler, dinlerini anlatmaktalar.
    Bir gün bir Alanyalı, bir küp altın bulur. Altını emin bir yere saklar. Çırpanlı Hoca Efendiye define fetvası sorar. Bu defineyi ne yapmalıyım? der. Hoca Efendinin cevabı çok müthiştir.
 -O define her kiminse sahibini bulup, sahibine vereceksin der. Adamcağız;
 -Efendim bu define yüzyıllar önce yaşamış Rumların olabilir deyince, Hoca Efendi;
 -O zaman gidip evlatlarını bulup vereceksin.  Bulunan bir şey bulana helal olmaz. Bulunan şey aslında alınmaz. Ta ki sahibi belki kayıbını arayacaktır. Kaybettiği veya sakladığı yerde malını arayacaktır der.
Bu hadise Osmanlı devrindeki bir mahkemeyi hatırlatıyor.Tarla alan kişi tarlasından çıkan defieyi tarlanın önceki sahibine götürür. Önceki sahibi ben tarlayı sana sattım. Define senin hakkın der. Anlaşamayınca mahkemelik olurlar. Kadı tarlanın önceki ve sonraki sahiplerinin çocuklarını  evlendirir. Defineyi de onlara çeyiz verir.  Meseleyi böyle halleder.
   Bu iki fetva birbirine ne kadar benzer? İslam dini ne kadar ince. Ona gönül verenler aç gözlü, yağmacı, gaspçı, haksız olamazlar. Olamamışlar..



Yayla evleri pimapenli, fayans kalebodurlu, elektrik su tesisatlı, hatlı telefonlu ve internet imkanlıdır.


Gundüz oturulan balkonlarda gece yatmak çok zor. İki yorganla yatmak gerekir.


Yayla evleri de köy evlerinden geri kalı değildir. Asgari konfor vardır.


Torosların suyu çok temiz ve soğuktur. Sularında yosun olmaz.



Akdeniz yaylalarında da tarlalar ekilir, bağ ve bahçeler yapılır. Bir sezonluk bile olsa sera yapılır.Sebze serada daha çabuk çıkar, dolu vurmaz, çabuk yetişir.



Muntazam evlerin yapıldığı yaylalarda natürel sebze yetiştirilir ve satılır.Çalışkandır akdeniz insanı. Bizler ise yaylamızda "soğan bile ekmeyi adet edememişiz".



Yayla serinliğinden istifade etmek için çardaklar yapılır. Her evin su deposu vardır.Hortumla doldurulur. Böylece her evin çeşmesinden su akar.



Yaylada yetişen sebzeler ihtiyacı karşılar. Fazlası satılır. Kış için sebze kurutulur.Yayladan köye kışlık un, patates, mısır, kabak, meyve hoşafı vb götürülür.



Biraz gayret, bilinçli hareket etmekle daha güzelleri bizim yaylamızda da olur.



Alanya nın yayla yolu çok uçurumlu ve virajlıdır.

Bu yollar yapılırken işçiler aşağı uçmasın diye çam ağaçlarına bağlanarak yapılmıştır.Maalesef yine de üç dört işçi uçuruma yuvarlanarak ölmüştür, bu yolların yapımında.


Uçurunlar binlerce metreyi bulur.



Son zamanda yollar genişletilmiş ve kazalar azalmıştır.


Yollar, taşlar ve kayalar oyulup kesilerek yapılmıştır.

Bazı yerlerde aşağıya bamaktan korkulur. Yüzlerce hatta bazı yerlerde bin metreyi geçen uçurumlar vardır.


İlkbaharda karlar eriyip oprak yumuşayınca, bu yolların en tehlikeli zamanıdır. Yukarılardan heyelan olur, taş yuvarlanır.


Bu yoldan aşağıya uçan arabaların iki üç gün çıkarılamadığı olmuştur. buraları en iyi avcılar bilir.
Böyle zamanlarda avcılardan yardım istenir.

Ulu dağlardan çıkan sular dünyanın en temiz suları arasında gösterilir. Buralrın suyunda kireç ve yosun olmaz. Sahile yaklaştıkça sularda kireç olur. Yosun olur.


Bu geçit vermez dağlarda kurt ve çakal yaşayamaz. Dağ keçileri için doğal yaşama alanıdır bu dağlar. Dağ keçisi, geyik ve karacalar için üreme ve yaşama alanıdır bu ulu dağlar.


video Kuş Yuvası Alanya yayla yolları Inceozlu Alanya Yayla Yolları























ALANYA  TÖRELERİNDEN GÜZELLİKLER.
  Memurluk vazifemiz gereği güzel ülkemizin birçok yerinde görev yaptık.  Çeşitli coğrafya, çeşitli  insanlar ve çeşitli töreler gördük. Güzel ülkemizin çeşitli güzelliklerine şahit olduk. Yirmi yedi senedir de Alanya’da görev yapmaktayız. Köylerinde ve ilçe merkezinde görev yapmak nasip oldu. Alanya’nı suyundan ekmeğinden bunca sene nimetlendik. İyi ve kötü gülerimiz oldu. İyi ve kötü insanlarla karşılaştık.
  Alanyalılar Yörük’tür. Ekserisi yakın zamana kadar hayvancılıkla geçinir idi. Sebze ve meyve yetiştiriciliğinin tarihi bir asra varmaz. Önceden hayvancılık ağırlıklı idi geçimleri. Genellikle buranın dağlık ve engebelik arazisine uygun keçi beslenirdi. Şimdi ise modern tarım ve turizm ağırlık kazanmıştır. Zamanın icaplarına göre en modern tarım ve turizm faaliyetleri yapılır. Çok yıldızlı turizm işletmeleri on binlerce kişiye iş imkanı sağlar. Çeşitli ve turfanda sebze ve meyve yetiştiren binlerce dönüm serada on binlerce kişi iş bulur.
  Alanya halkı, atalarından gördükleri gayet güzel ve İslami gelenek ve göreneklerini devam ettirirler. Eskiler gayet edepli, kibar, mülayim ve asil insanlardır. Din ve akrabalık bağları, komşuluk ilişkileri çok güçlüdür. Alçak gönüllü, sıcak kanlı insanlardır ekserisi.
   Asker uğurlayacak kişi davet tertip eder. Davetli akraba eş ve dostlar gelirler. Köy camisinde veya evlerin uygun yerlerinde “Tevhit Hatmi” yapılır. Tevhit hatmi 70 bin defa tevhit okumakla yapılan bir hatmi şeriftir. Bu merasim o kadar güzel olur ki, manevi hazzına doyulmaz. Gelen misafirler birbiriyle hasretlik giderir sohbet eder. Eş dost birbirini görür. Bu arada görevli din adamı 700 tane fasulye veya nohut saydırır. Tevhit okuyacaklar abdestli olarak camiye veya uygun bir yere toplanırlar. Hoca efendi usulünce hatmi başlatır. 99 luk tespihi “La İlahe İllallah “ diye çeviren 100 olarak “La ilahe İllallah, Muhammedürrasulullah” der. Bir nohut alır okunmuşların içine koyar. Böylece hazırun 700 nohut adedince tespih çevrilir. Herkesin önüne onar yirmişer konarak dağıtılan bu nohutlar bitince hatim tamamlanmış olur.  Peygamberi Zi Şan Efendimiz, “ 70 bin defa tevhit okuyan Allah’u Tealadan nefsini satın almış olur” buyurur. Vefat edenlere de bu hatim yapılmalıdır. Eğer usulünce yapılırsa azap görenlerin azabı kaldırılır.
   Bizlerde akrabalık ve insanlık bağları deforme olmuş. Eski sıcaklık ve muhabbet kalmamış. Köy boşalıp herkes gurbete gittiği için herhalde ki eski sıcaklık yok.
    Görev yaptığım köyde kirada oturduğum ev sahibinin misafiri çok gelirdi. Yazları çok sıcak olan Alanya’da köylüler genellikle serinlikte çalışırdı. Öğlenleri de toplanır muhabbet ederlerdi. Bir gün yine ev sahibinin salonu dolu idi. Hoş bir sohbet vardı. Uykusu gelen başının altına bir yastık bulur ve oturduğu yere uzanıverir uyurdu. Bizler misafir yanında uyuyamayız. Mahallelerde evler dağınıktı. Toplu değildi. Bir kilometre kadar uzaktan gelen bir komşu da uyumuştu. Uyuyan kendini bilmez derler. Komşu da uyurken horlaması, kaşınması komik bir şekil arz ediyordu Millet ara sıra ona gülüyordu. Derken yemek geldi. Sofra serildi. Herkes yemeğe oturdu.  Birisi uyuyan kişi için “İrbeem ağayı uyarmayın, bırak aç kalsın dedi.” Yemekler yenildi. Kalkıldı, sıra demli çayların içilmesine geldi. Çaylar içilirken kaşık sesine uyuyan kişi uyandı. Gözünü sürterek yemaanızı yediniz mi? dedi. Yedik ağa dediler. Eyi beni niye çaarmadınız dedi. Oradan yaşlı birisi, “uyumayaydın, galka yemaanı yiyeydin” dedi.  Adamcağız biraz bakındı, durdu, yemek hazırlayan evin kızına,” Kızım bu adamlar bana yemek vermedi. Bana” bak bakalım . Benim yemaam onnarınkından torpilli olsun “ dedi.  Biraz sonra bize ikram edilenden daha çeşitli bir kişilik bir yemek geldi. O kişi herkesin gözü önünde datlandıra datlandıra yedi.
   Bir Cumartesi günü aşağıdan biri bağırdı. Hocaa bi baak! Diye. Balkona çıktım, tanımadığım birisi. Yeni bir tv aldım. Bi kuruver, dedi. Bizim bulunduğumuz yere yakın bir başka köyün mahallesindenmiş. Üzerimi giyindim. Adam genç, uzun boylu, saçı sakalına karışmış, kötü bir görüntü veriyordu. Hanıma, “ben gidiyorum, dönmezsem ara sor” dedim. O zaman cep telefonu da yoktu. Adamın Jawa ceylan motoruna bindik. Yola koyulduk. Dediği mahalleye geldik. Mahalleyi geçtik gidiyoruz. Ben, “Yahu sen bu mahalledenim demiştin, nereye götürüyorsun beni? dedim. Adam bir kahkaha attı. Hocam haklısın ama benim evin yolu az ilerden döner ve tepeye tırmanır dedi. Dediği gibi evi mahallenin dışında ve tepedeymiş. Televizyonu bağlayacak priz yokmuş. Adama bir de tesisat çekiverdim. Televizyonu kurdum. Kanalları hafızaya alıverdim. Adamın kibarlık ve insanlığını görünce gelirkenki zanlarımdan utandım. Görünüşünün aksine çok efendi, tatlı dilli ve kibar biriymiş.
   Yine bir Cumartesi havra tatili günüydü. Tatil olduğu için namazdan sonra biraz uyumuştuk. Köylülerden birinin bağırmasıyla balkona çıktım. Köylülerden birinin yanında bir yabancı ihtiyar adam vardı. Yabancı arıcıymış. Köyün merkezinde iki yüz kadar arısı varmış. Ordu’dan arı otlatmaya gelmiş. Dağların çiçeklerini incelemek istiyormuş. Köylülerin işi olduğu için, “hoca bugün tatilde, sizi gezdirir “demişler. Adama, hemen giyinip geleceğimi söyledim.    Giyinip jawa motorumu çalıştırdım. Dağların tepelerine doğru hareket ettik.  Arıcı dur diyor, ben duruyorum. O motordan inip çiçekleri inceliyor. Kırları gezip geliyor. Gide gide tepelerde bir evin önüne varınca yağmur bastırdı. Budanmış bir dut ağacının altına siper olduk. Etrafta insan gözükmüyordu. Biz dut ağacının altına siper olmuşken biri bağırdı. “Hoca.. o yanınızdaki ev değil mi? Neden eve çıkmazsınız da dışarıda beklersiniz dedi. Eve çıkın ben geliyorum dedi. Evin üs katın kapısını çaldık. Buyur diye ses geldi. İçeriye girdik. Hanayda yaşlı yatalak bir teyze yatıyordu. Bir kenara oturduk. Derken bizi buyur eden ev sahibi de geldi. Otururken içeri bir genç kız girdi.otuz otuz beş yaşlarında bir hanım kız. İçeri girdi. İki adım atıp diz çöktü. Diz çöktüğü halde “Hoş geldiniz ağabeyler” dedi. Sonra ayağa kalkıp işine baktı.
   Alanya’ da köylerde evler dağınıktır. Cami ve köy odası yoktur. Camiler köy merkezlerinde vardır fakat mahallelerde yeni yeni yapılmaktadır.  Fakat insanlarında Osmanlı terbiyesinin en güzide halleri görülür. Misafiri çok severler. Kötülük ummazlar.  Samimi davranırlar. Bir akrabamın eşi vefat edince bu kızı almak istedik. Gurbete gitmeyi istemediği için nasip olmadı. İki akrabamı bu sıcak iklimin sıcak kanlı insanlarına akraba yapmak istedim.Nasip değilmiş.
   Seracılık çok zor iş. Sıcak iklimde, sıcak serada çalışmak insanları çok zorluyor. Bazen gece çalışılır, gündüz yatılır. Gurbetlik olmadığı için töre de bozulmamış. Düğünlerinde İslami usuller hakimdir. Akrabalık bağları nispeten güçlüdür. Din hizmetlerinin el üstünde tutulduğu mümtaz insanlar memleketidir. Halkın çoğunluğu zekat ve öşrünü verir. Maddi ve manevi nimetlerin bol olduğu beldelerdir. Ocak on beşte çiçekler açar. Mart sonunda ekinler kelle çıkarır. Mayısta harman yapılır. Allah kıyamete kadar töremizi ve  birliğimizi bozmasın. Dünyada vatansız ahrette imansız bırakmasın….

 
  Bugün 16 ziyaretçi (165 klik) kişi burdaydı! Tüm Hakları saklıdır  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ACILAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR....MUTLULUKLAR DA PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR...