ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ
   
  Ankara-Çamlıdere-İnceöz Köyü-Koca Harman
  28-İNCEÖZ HAKKINDA BİLİNMEYENLER
 
NURİ KOÇAK İLE SOHBET

















              İNCEÖZDEN KİMLER GELMİŞ GEÇMİŞ
 Eskiler, gurbet görmeyenin insan kıymeti bilemeyeceğini söylerler. Gurbet görenlerin görüş ve anlayışların daha başka olacaklarını söylerler. Gurbet görmüş insan akrabayı, köylülerini daha başka sever. Onların kıymetini daha iyi anlarlar. Gurbet gören değişik bilgiler, görgüler görür. Değişik teknikler görür derdi eskiler.
   Bizde köyümüzü ve köylülerimizi unutamıyoruz. Bazen köy hayatımız filim şeridi gibi gözümüzün önünden geçer. İpramağaların evin önünde rahmetli Kadı Genni’ in oturuşu hatırımıza gelir. Oradan köy yönetimine ve asayişine müdahalesini hatırlarız. Çocukların yaramazlığını gözler ve bekçi Seyit dayıya rapor ederdi.
 Bekçi Seyit dayının ağzından sigara düşmezdi. Görevini çok ciddiye alırdı. Elinde kızartma copu hiç noksan olmazdı. Caminin zambak ve güllerinden koparılmasına razı olmazdı. Onlar caminin güzelliği idi. Konak görevinin noksansız ve aksamadan yürümesi Seyit dayıyı sevindirirdi. Komşu köy misafirleri köyümüzde çok rahat ederlerdi. İnceöz odasını tercih ederlerdi. Bunda Seyit dayının disiplin ve görev şuurunun büyük payı vardı.
 Ara sıra rahmetli Niyazi amcayı  hatırlarız. Onun hayatının esrarı bizlere meçhuldü. Hayat boyunca hiç hırsızlık, haksızlık vb hareketleri olmazdı. Ev halkını çok sever ve korurdu. Yardımsever bir ahlakı vardı. Atalarımız bir memleketin delisi varsa velisi de vardır derlerdi. Onların hallerinin sırları anca Yaradan’a malumdur. Şakadan bile olsa Niyazi amcanın akrabalarına vurur gibi yapsak razı olmazdı. Hemen onları korur ve onlara zarar vereni kovardı.
  Hatice Hanım (Hacca Hanım) ablayı hatırlarız. Konuşamazdı. Çok dürüst, titiz, çalışkan ve insaniyetli idi. Beş vakit namazını kılardı. Allah gani gani rahmet eylesin.




          ÇAMBAŞLAR HAKKINDA MALUMAT                                  

  Çambaş Osmanının , Durmuş(Okka enişte), Veli (Sabire Neenin Beyi)ve Durayşe(Aldede'in hanımı, Aldedenin Ömer'in anneliği)'nin babaları KÜT HÜSEYİN' dir. Küt Hüseyin'in ablası kultakta evliymiş. Hüseyin Kutak'a gitmiş. Orada düğün varmış.Hüseyin dede o zaman çocukmuş. Düğünde yaramazlık yapıyormuş, çcukluğu icabı. Misafir olduğu evin penceresinden sarkmış. Yalnızca elleri ile tutunuyormuş. İçerideki kadınlardan birisi merhametsiz davranmış. Sarkan çocuğun ellerini kutarıvermiş. Hüseyin bağırarak yere düşmüş. Gelişi güzel düştüğü için beli kırılmış. Ömür boyu ayağa kalkamamış.Oturarak, sürünerek, veya dört ayaklı şekilde yürürmüş.Bundan dolayı KÜT HÜSEYİN derlermiş. Çimşirlerin dedeleri işte bu KÜT HÜSEYİN ' dir. Bu garip insan yokluktan dolayı bazen çocuklarını alır eşşeğe biner ve dilenmeye gidermiş. Bu rahmetli insan böyle zor bir hayat mücadelesi vermiş. Mekanları cennet olsun. Evladü iyaline düşen vazife Kur'an ile dualar ile, Yasinler ile dedelerini ve geçmişlerini hediyesiz bırakmamaktır.



                     HATIPLAR HAKKINDA MALUMAT                                                
******Hatıpların sülalesine HACIVELİLER denir.Bunların asıl yerleri şimdiki Necati Dayının evinin olduğu yerdir.Asıl ata dede yerleri orasıdır.Hacıveli oğlu Hüseyin Süslü Fatma ile evlenince hanım yeri olan şimdiki Koçak ve Özcan ların bulunduğu yere ev yapmıştır.Hüseyin Koçak ın dedesi ve adı olan Koca Hatıp ın bir hanımıda Çoşkun lardandır. Onun adı da Fatma'dır. Hatıpların koca evdeki Anbar hanım hakkı olarak Musalardan gelmiştir. Musalardan sökülü Hatıplar'ın anbara tekrar kurulmuştur. Ayrıca Çamyanı, Kazancıyeri, Camiyüzü, Karşıyaka gibi yerler Hatıplara Musalar'dan geçmedir.
 Koca Hatıp Hüseyin Hoca'nın oğlu Mustafa önce amcası Hacı Osman'ın kızı ile evlenmiş.Ondan bir kızı olmuş. Hanımı hastalaıp ölmüş. Sonunda kızı da bakımsızlıktan ölmüştür. Mustafa Hoca daha sonra Aliağa'nın taygeldi kızı Hatıp Ebe ile evlenmiştir.Hatıp Ebe'den Durkız Doğanay, Hüseyin Koçak, Fatma Çimşir ve Nuri Koçak olmuştur. Mustafa Efendi'nin kayınpederi Hacı Osman kiracılık yaparmış. Kikor diye bir rumun yükünü götürürken Ankara'nın Kazan İlçesi Karacakaya köyü yanında sabah namazı olmuş. Gece yolculuğu yaparlarmış. Hacı Osman namaza durunca, Kikor namaz kılan Hacı Osman'ı öldürmüş.Hayvanlarını da alıp kaçmış. Arkadan gelen köylüler cenazesi ile karşılaşmışlar. Koca İsmail, Gürbüz' lerin dedeleri akrabasının cenazesi ile ilgilenmişler. Vefat ettiği yere defnetmişler. Mezarı halen o mevkiidedir..
 
*****Hüseyin ve Necati YILMAZ ve Dudu Çakır ın babalarının adı Mehmet YILMAZ dır.Mehmet YILMAZ ın en bilinen lakabı KELABICA dır.Rahmetli Kelabıca ,Halil Yıldırım 'ın Halası Dudu ile evlidiydi.Rahmetli Dudu ebe hastalanmış. 6 aylık bir çocuğu varmış.Ebe hastalığı çoğalınca bir gün ustuna bakarken ürperip vefat etmiş.6aylık çocuğunu çocuk yuvasına vermişler. Oradanda öldü haberi gelmiş.*****

*****Karamehmet Dedenin Hanımı COPLUEBE Hacı Muharrem'in kızıdır.Coplu ebenin evi baba yeridir.Yanı HacıMuharremin evide Kadakçıların evinin yanındaydı.*****

*****Hüseyin Albayrak 'ın babası AZİZ dede ile Hüseyin Gürbüz(Dedihüs)ve Topal Mehmetin babası Kel İsmail, amca oğluymuş.KELİSMAİL'in oğulları şunlardır.Mustafa,Hüseyin(Dedihüs),Mehmet(TopalMehmet),Osman dır.Osman Çetenin YUSUF 'un babasıdır.Osman'ın lakabı ÇETE diye bilinir.**********

*****Ömer ESEN,HacıAli ESEN kardeştir.Halil ESEN ile amca oğludur.(Hallefendi dayıile).Bu sülaleye İPEKLER denirdi.Ömer ve Hacıali Esenlerin babasının adım İbrahim idi.Ömer ve Haceli dayının babalarının adı olan İbrahim diye oğulları vardır.
DÜĞÜN GELENEĞİ
Eskiden kızı genellikle oğlan anası beğenir babaya durumu açar ve karar oluşurdu.Erkek tarafından kız istemeye anne,baba veya oğlan tarafından saygın birileri giderdi.Allahın emri,Peygamberimizin kavli ile oğlumuz ................a kızınız ....................ı istemeye geldik diye dünürlük anılırdı.
Eğer aile olumlu bulursa akrabalara bi danışayım amcasına, halasına,teyze ve dayısına bi sorayım diye nazlanır genellikle ikinci gelişte uygundur,münasiptir Allah yazdıysa olsun inşallah diye olumlu işaret verir.Söz kesme ve nişan yapmanın önü açılmış olurdu.
Söz kesme ve nişan iki aile yakınları arasında yapılırdı.Yüzük takılır.Hediyeler verilir.Şerbetler içilip dualar edilerek dini ve sağlam bir bağ kurulmuş olurdu.Köyümüzde önceleri boşanma ve ayrılma davalarına kesinlikle hiç rastlanmazdı.
Düğün hazırlıklarına PIRTI alışverişi yapılarak başlanır,oğlan evi kızevine yemiş gönderir.Kız evi de oğlan evine gözleme ve tatlı yapıp gönderirdi.Gelin ve damat adayları arkadaşları ile bu hediyeleri yerlerdi.
Erkek tarafı düğün hazırlığı için kız tarafının istediği eşyaları alırdı.Bunlar çeyiz sandığı,sini,leğenler,sahanlar,taslar,havlular,elbiseler,karyola,büfe...gibi şeylerdi.
Düğnde damadın yakın akrabalarından bir genç veya çocuk
sağdıç seçilirdi.Sağdıça da hediye ve elbise alınırdı.Çamlıdere yöremizde düğünün ağırlığını genellikle oğlan evi çekerdi.Yakın zamana kadar başlık parası almak adettendi.
 

Köyümüzün 1960 lı yıllarda havası daha değişikti.Karlar çok yağar, soğuklar çok olurdu.Düğün ve dernekler çok neşeli ,tatlı ve sıcak geçerdi. Fakirlik garibanlık var gibiydi ama düğünler genellikle bir hafta sürerdi.Her ikindi odun yarma ,sinsin odunu hazırlama fasılı olurdu. Davul zurna çalar , köyün gençleri davul zurna eşliğinde odun yarardı,parçalardı.Odun hem düğün yemeğinde kullanılır ,hem de sinsin ateşinde kullanılırdı.Akşam saatlerinde sinsine komşu köylerin gençleri silah ata silah ata gelirlerdi.Davulcular silah sesini duyunca karşılarlar bahşiş alırlardı.Bazı sarhoşların sinsin ateşine düştüğü olur ve hemen kurtarılırdı.Geç vakite kadar sinsin oynanır ve dağılınırdı.Ertesi gün erkenden sinsin kömürü toplamaya gidilirdi.Sinsin ateşinden çok miktarda kömür artardı.Bu kömürü alan köylüler , köye kalaycı geldiğinde bu kömürleri kap kalaylatırken kullanırlardı.Herkes kalaycı gelince lazım olur diye kömür biriktirirdi.Zira kap kalaylatan kendi kömürünü bulmak zorundaydı.
İnsanlarımız ata ve dedelerinden görme bir çalışma içindeydi.Maaşlı kimse yok denecek kadar azdı.Orman Çiftliğind çalışan, Şeker fabrikasında ve bazı yerlerde çalışan maaşlı kişiler bir elin parmaklarını geçmezdi.Herkesin ekonomisi çiftçilik ve hayvancılığa dayanırdı.Tarladan kalkan buğdaydan un ,bulgur,göce,nişasta,kırma,vb.gıda maddeleri hazırlanırdı.Bağ ve bahçe mahsüllerinden hoşaf,erik kurusu,kabak kurusu,fasulye kurusu,nohut, bamya,mercimek,domates kurusu,salça,ekşi(acı erik pestili),pestil,pekmez,gavut,keş,garın yağı,kıyıma,gakırdak gibi hazırlıklar yapılırdı. Evlerde hastalık anında kullanılmak üzere çörek otu,ketentohumu,haşhaş vb.bitkiler ekilir tohumları saklanırdı.Her şeyden önce şunu bir kez daha tekrar etmek istiyorum; eski insanlık,eski yardımlaşma,eski dostluk, eski samimiyet bambaşkaydı.Akrabalarımız gelir 20 gün 30 gün veya daha fazla kaldığı olurdu.Gidecekleri zaman içimizden birşey sökülür onlarla beraber giderdi. Sanki ciğerimizin bir parçası gitmiş gibi ızdırap duyardık.Günlerce ayrılıklarına alışamazdık.Şimdi maalesef avrupanın haçlılarına, soğuk insanlarına zorla benzetilir olduk.Onlar, bizim karşılıksız ikramlarımıza şaşırırlarmış. Kocası kadınının yemek parasını ödemez herkes kendi parasını ödermiş.Bizlerden karşılıksız ikramı görünce şaşırmışlar.Hoşlarına gitmiş .

Köylülerimiz ürettiklerinin fazlasını satarlardı.Büyük ve küçükbaş hayvan,yün,tiftik,tavuk,curuk,yağ,keş,üzüm,pekmez,bal,meyve ve sebze satarak para kazanırlardı. Hemen hemen herkesin davarı olurdu.Düğün,ev yapımı,hastalık vb. durumlarda bunlardan birazını satardı.Bu mallar ve metaalar hazır para sayılırdı.



 

 
  Bugün 2 ziyaretçi (12 klik) kişi burdaydı! Tüm Hakları saklıdır  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ACILAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR....MUTLULUKLAR DA PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR...