ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ
   
  Ankara-Çamlıdere-İnceöz Köyü-Koca Harman
  70-Ata Binmek(Hatıralar)
 








 Deve Üzerinde iki yörük yiğidi

Yöremizde, Osmanlı Devrinde güreş, cirit, atıcılık gibi sporlar yapıldığı biliniyor. Peçenek Beldesi'nde kurulan pazara GÜREŞ PAZARI denir. Eskilerde bu pazar çok alabalık ve görkemli geçermiş. Pazar, şimdiki Hocalar mahallesi ile İnceöz arasında kalan çayırlığa kurulurmuş. Bu çayırlıkta her pazar günü güreş müsabakaları düzenlenirmiş.  Peçenek çayının Hocalar yaksındaki düz çayırlıkta çok geniş pazar kurulurmuş. Civar köylerden, Kızılcahamam,Çeltikçi ve Gerede'nin köylerinden bile katılım olurmuş.
 Bu pazarda alışverişin yanında belli bir saatte de güreş müsabakaları düzenlenirmiş. Yöre pehlivanları burada kozlarını paylaşırmış. Pazara katılanlar da hoşça vakit geçirirlermiş. Güreşte dereceye girenlerede zamanın icabına göre ödüller verilirmiş.

  Düğünlerde cirit oynandığını yaşlılarımızdan duyardık. Cirit, türklerin ata sporlarındandır. Bilhassa düğünlerde, gruplar halinde cirit oynanırdı. At üstünde, rakibine bir metre civarı bir uzunluktaki sopayı fırlatma ve rakibinin bundan korunması şeklindeki spor oynanırdı. Rakip, atılan sopadan kendisini korurdu. Tutabilirse o sopayı tutardı. Hemen karşı hücuma geçer ve sopasını rakibine fırlatırdı. At üzerinden inmeden, eğilerek yere düşen ciritler alınırdı.
  Çocukluğumuzda bu sporlar oynanırdı. Yöremizde bu cirite, D E Y N E K   O Y N A M A denirdi. Yöremide cirit sporunun ismi deynek oynamaydı. Düğün toplantılarına da DERNEK denirdi. Bu akşam dernek varmış.  Filanın evinde kadınlar derneği olacakmış, gibi sözleri çok duyardık.


Türk Gençleri at üstünde doğar ve ölür.  Hepsi çok iyi ata biner.


Atın yerini makineler alsa da at unutulamaz


Her Türk genci atı sever


Her Türk genci at sürmeyi dizginleri elinde tutmayı çok iyi bilir



Türkler at olmadan yapamaz. Hiç olmazsa gönlünde bir atı vardır.

Türkler çok iyi ata biner ve at sürerler.



Türkler ata binmeyi babalarından veya ustalarından öğrenirler. 



Ata çok çabuk binmeli ve çok çabuk inebilmelidir.



Atın bizim kültürümüzde yeri başkadır..

         
ESKİLERİN LÜKS BİNEĞİ AT
 At, 60 lı yılların en popüler bineğiydi.Sahibinin maddi durumuna göre atların kalitesi olurdu. Atın eyeri, yuları, gemi, kolanı, özengisi ve diğer aksamı at sahibi hakkında bilgi verirdi.Ormancılar ve devlet görevlilerinin atları en iyileri idi.Onları bakımı çok iyi olurdu.Bilhassa ormancılar çok forslu idi.Köye veya yaylaya girmeden karşılanır, atlarının ve ormancıların bakımları, bütün imkanlar zorlanarak yapılırdı. Ormancılara davarlar, tavuklar kesilir, rakıları alınır, istirahatları temin edilirdi. Halkta, eski İnönü devrinden gelme bir devlet memuru korkusu vardı. Ormancıların atları da saman yemez, sadece arpa yerdi.Arpa ile beslenen atlar da yerinde duramaz, zapdedilemez bir hale gelirdi.
  Bazı köylerde, bazı kişilerin atları etrafa nam salmıştı. Bunlardan  ZEYNEL'in AT , lafını çok duyardık. Doymuşlu Karaabdılla' nın, Satılmış'ın atlarının lafları çok edilirdi. Raafan atlar yürürken üstündeki kişiyi yormazdı. Raafan atlar tercih edilirdi.Bayındır'da, Yılanlı'da güzel atlar vardı.Pelitçikli rahmetli EMBEY (Emin Bey) dayının da zaman zaman çok güzel atı olurdu. O devirlerde atlar ile hava atılırdı. Sahibi ata binince, at yarinde dönmeye, yol istemeye başlardı. Sahibi de bununla gururlanırdı.

   ESKİLERDEN HATIRLADIĞIMIZ HAYVANLAR

GÜLLÜLERİN KARA KÖPEK: Ev önlerinde durur, çocukların elinden ekmeklerini kapar yerdi. Kocaharmanda çocuklar elinde yağlı ekmek ile gezemezdi.Bu köpek çocuların elinden ekmeği, tereyağından kıl çeker gibi alırdı.Yağlı ekmeğimizi genelikle köpeğin ulaşamayacağı yüksek bir yere çıkar orada yerdik.Bu köpek ilkokula giderken Hacı Halil abiyi kötü bir şekilde, kasığından ısırmıştı. Hacı Halil abi, günlerce yarasının iyileşmesi için yattı.Rahmetli Şükrü Musa Dayı kızardı Halil abiye, "Ulan adam bir tekme vurur, köpeğe kapılır mı" derdi.
KÖTÜMEMETLERİN KULAKSIZ EŞEK:Yıllarca hizmet eden bu eşeğin sesinden tanırdık. Çok haşarıdı. Diğer eşekleri döverdi, çok kavgcıydı.Eskiden herkes, uzaktaki eşeğini sesinden tanırdı.Köpekler, havlamasından, inek ve sığırlar böörmesinden, malamasından tanınırdı.Köpekler uzakta bile olsa havlamasından tanınırdı.
ARİF DAYININ TOLA:Arif dayının tola büyük bir köpekti. Bilhassa yaylada, evlerinin altında bağlı olurdu. Birini görünce henem zincire vururdu.Zincirin gergin olmayışıdan blöf yaptığını anlar gülerdik.Zincirden boşalınca da kimseye birşey yapmazdı.
MUKDALLARIN PANİ:Muhtar Bekir gilin ufak bir köpekleri vardı. Ufak köpeğe pani denirdi.Evlerinin yanından destursuz geçilmezdi. Herkesin korktuğu bu köpeği Seyit Ahmet KOÇ nasıl ederse tutar, çuvala koyar elinde gezdirirdi.
HACI AHMET GİLİN ALA ÖKÜZ:Hacı Ahmet Ünal dayımların bu öküzü insanı süserdi.Bilenler, bu öküze mesafeli dururdu. Yolunu değiştirirdi. Bilmeyenler ise şansına bir süsmük yerdi.
HACIGİLİN MAKKAS KULAK:
Hacıgilin olacak herhalde, bu makkas kulak insana çok salarmış.Herkes ondan korkarmış.Emine Halam (Albayrak) bir gün dalında güğümle sudan gelirken, makkas kulağı görmüş. Köpek te halamı görünce koşmuş.Halam evlerinin önündeki samanlığa girmiş. Kapıyı kapatmış ama köpekte kapıdan kafasını içeri sokmuş. Halam, köpek içeri girmesin diye kapıyı kapatmaya çalışır, köpek te girmeye çalışımış. Halam gençliğin verdiği güçle zorlarmış.Halam yorulunca biraz zayıflayınca ölmden kurtulan, nefesi kesilen köpek kafasını dışarı çekmiş.Öyle bir kaçış kaçmışki..O namlı, şöhretli köpek bir daha halamı görünce, kuyruğunu bacak arasına alır kaçarmış.
 
 
  Bugün 17 ziyaretçi (199 klik) kişi burdaydı! Tüm Hakları saklıdır  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ACILAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR....MUTLULUKLAR DA PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR...