ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ
   
  Ankara-Çamlıdere-İnceöz Köyü-Koca Harman
  65-ODA VE MİSAFİR AĞIRLAMA
 
çocuklara güzel bir çizgi film




















Ankara Çamlıdere İnceöz Köyü Konak Geleneği ile Inceozlu KÖYÜMÜZDE YÜZYILLARDIR DEVAM EDEGELEN KONAK GELENEĞİ
Sera Ekim ve Sebze Bakımı ile Inceozlu

 Köy bekçimizin demlediği çay içilir.


Yaşlıdan gence saygıyla oturulur. Büyükler ve bilenler konuşur. Edeple dinlenilir bu konuşmalar..


 Misafir satıcılar satış yapar. En güzel şekilde ağırlanır odamızda.


Sohbetler çok tatlı olur odamızda.


Köy odamıza mişafirler gelir. Çerçiler gelir. Satış yaparlar..

Öncelerde köyümüzde birçok oda vardı Bu odalarda misafirler ağırlanırdı.Osmanlıdan kalma güzel ve nazih terbiye ve şuur ile misafir bir nimet kabul edilir, misafir ağırlama da bir şeref sayılırdı. Kendimizin yiyemediğmiz kalitede yemekler misafirlere ikram edilirdi. Misafirden büyük memnuniyet duyulur ve misafir gelmesi için dua edilirdi, yol gözlenirdi.Taıtların az ve pahalı olduğu devirlerde hayvanlarla ulaşım sağlanılırdı.Köyümüz birçok köyün ulaşım yolu üstünde olduğundan misafir eksik olmazdı.Msafirler köyümüzde çok rahat ettiği için özellikle köyümüzü tercih ederlerdi.Köyümüzde eskiden birçok kabilenin odası vardı. Bu odalar şunlardı.

TARİHTE KÖY ODALARIMIZ:
1-Kürdoğulları Odası
2-Meyteller Odası
3-Karadayılar-Tokurların Oda (Kötüoda)
4-Goca Oda (Albayrak ve Gürbüzlerin)
5-Çavuşların Oda
6-Hacımehmetlilerin Oda
7-Köy Odası (Şimdiki Köy Konağı)
8-Hurşitlerin Oda


BİLİYOR MUYDUNUZ?
Köyümüz halkından emektar bekçi Seyit Demirel önceleri Güllü Dedenin kızı Kemal Yeşilova'nın ablası Topal Zühre ile evliydi.Topal Zühre kısa boylu, topallayarak gezen fakat çok hanımefendi bir kadındı.Bu hanım Seyit Dayı'dan ayrılınca Kultak'a gitti. Orada evlendi.
  Seyit dayının ikinci hanımı Çapar Ayşa Çambaşlardandır. İlk eşi Bıza Aliosman Dayı rahmetlidir. Aliosman dayı çok mazlum görünüşlü bir kişiydi. Çapar Ayşa, Aliosman dayıdan ayrılınca Seyit dayı ile evlendi. Aliosman Dayı'da Doymuşlu Ebekız Nene ile evlendi.
  Bu iki güzel insanın da çocukları olmadı. Muhtemelen çocuk için tekrar evlendiler. Fakat ikinci evliliklerinden de çocukları olmadı.Allah gani gani rahmet etsin.


 

Her kabilenin odasının yerini zamanla köy odamız aldı. Köy odamız yakın zamana kadar ahşaptı.Yanında misafirlerin binek ve hayvanları için ahırı da vardı.Bu odamız yıkılıp yerine şimdiki güzel odamız yapıldı. Bu odamız çok hayırlı hizmetlere vesile olmaktadır.


Kürdoğullarının odası buradaydı. Harabesini hatırlarız.60 lı yıllarda yıkıldı.Cenaze namazları bu odanın önünde kılınır ve mezarlığa götürülürdü. Halen burda musalla taşı mevcuttur.


Çavuşların oda bu karedeydi. Onun da harabelerini hatırlarız.Atalarımız çok misafir sever ve ali terbiyeli insanlardı.


Kelısmayıllar diye bilinen Albayrak, Güneş ve  Gürbüz' lerin odası çok büyüktü. Goca Oda diye anılırdı. Onların ataları da misafirseverlik ve asaletlerini böylece açıklamışlardı. Allah gani gani rahmet etsin.


KONAK SIRASI
Akşam konak başlardı.Ertesi akşam başkasına geçerdi. Köye gelen misafirlere her ev sıra ile bakardı.Misafir olsun olmasın konak çekilirdi.Hazırlanan yemekleri misafir olmadığı zaman köy imamı ve bekçisi yerdi.
 Konak sahibi odaya yemeğin yanında çay, şeker, odun, misafir hayvanlarına ot ve saman da götürürdü.Elektrik olmadığı zamanlar aydınlanma için gaz yağı da konak sahibinden giderdi.Misafir sayısına göre yemek çıkardı.
 Konak sırası:
1-Mırışlar,
2-Bekirustalar,
3-Delimahmutlar,
4-Hacımehmedin İsmail gil,
5-Seyrek Ebe gil,
6-İpramağalar,
7-Hakkıların Hasan ,
8-Mutayıt Dedegil,
9-Hakkılar,
10-Tok Dedeler,
11-Çakıcılar,
12-Çavuşlar
13-Karamısdafalar,
14-AhmetlerinHasan gil,
15-Köraağaların Osman gil,
16-Ala Mustafa gil,
17-Körağaların Irza gil,
18-Ahmedinoğlu gil,
19-Ahmetlerin Mısdafa gil,
20-Hacıgiller,
21-Hacıgilin Bekir gil,
22-Seyit Memet Dayı gil,
23-Aldedeler,
24-Yeşiller,
25-Uzun Omar gil,
26-Hallefendi Dayı gil,
27-Dedihüsler,
28-Toplal Memet gil,
29-Çeteler,
30-Dede Dayılar,
31-Kestek Ebe gil,
32-Hatıplar,
33-Güllüler,
34-Ziya Memetler
35-Cemil Dede gil,
36-Omar Irzası gil,
37-İpeşler,
38-Çambaşlar
39-Kötü Memetler,
40-Ali Ağalar
41-Mustafa Kemal gil,
42-Mıstıklar
43-Kekeç Musalar,
44-Şükrü Mısalar
45-Bünyamin Hoca gil,
46-Gıdı Durmuşlar,
47-Kör Mahmutlar,
48-Mahmut Dayı gil,
48-H.İbrahim enişte gil,
49-Mukdallar
50-Gök Durmuşlar,
51-Hasan Çavuşun Memet gil,
52-Hasan Çavuşun Üseyingil,
53-Tayırolu Alisi gil,
54-Hacıgadunun Mısa gil,
55-Noriler,
56-Bayramın Hacılar,
57-Bıza Aliosman gil,
58-Mısa Dede gil,
59-Hurşutlar,
60-Gadakcılar,
61-Garayusuf Dede gil,
62-Gara Memetler,
63-Kelabıcalar,
64-Gara Halil gil,
65-Muammer Dayı gil,
66-Kürdoğulları

KÖY ODASI KÜLTÜRÜMÜZ
Köylümüz islamdır, dini çok çok sever,
Dinin, dünya ve ahiret sadeti temin eden ilahi kanun olduğunu bilir.
Kalbindeki ve köyümüzdeki huzurun dinden geldiğini iyi bilir.
Dünya ahiretin tarlasıdır emrini baş üstünde gezdirir.
Madden garip olsada, köylümün gönlü çok zengindir.

Rahmetin cemaatte oldğunu bildirmiş efendimiz,
Bu emri iyi anlamış bizim büyüklerimiz, dedelerimiz,
Bir ve beraber olmuşlar, cemaat olmuşlar,rahmete ermişler,
Aralarında terbiyenin en asilini sergilemişler.
Birbirlerinin kadir ve kıymetini ne güzel bilmişler,
Büyüklerine "aga" küçüklerine "yiğenim" demişler.
Onlar birbirlerini çok mu, pek çok sayıp sevmişler..

Onların manevi gıdası birbirlerini görmekti,
Akşamdan akşama da olsun görüşüp, dertleşmekti.
İşlerden gelip akşamlar kılınırdı huzurla,
Mevlanın lutfettiği rızıklardan yenilirdi, besmele ve dua ile,
Gönüller  'oda'yı arzu ederdi, mutlaka akşamları,
Herkes odanın yolunu tutardı, kılınmadan yatsı namazı.
Toplantıların en tatlısı olurdu odamızda,
Nurlar iner, melekler dolanırdı aramızda...
Her akşam Allahu azimüşan ve şanlı peygamberi gelirdi aklımıza,
Bir manevi hava olurdu, her akşam köy odamızda.
Yapılan ikramlar bedene şifa, huzur olurdu kalplarimize..
Seviye daima yüksekti, yüksekti köy odamızda....

Misafiri anlatmadan olmaz, köy odamızda,
Ayrı bir, neşe, huzur ve bereket getiridi, sevgi getirirdi köyümüze,
Duyanlar, görmek ister, şereflenmek isterdi Allah misafiriyle,
Görmek, sormak, dinlemek huzur verirdi gönüllerine,
Misafirler, el ve gönüller üzerinde tutulurdu güzel köyümde...
Yemeklerin, izzetlerin , ikramların en güzeli verilirdi misfirlere,
Onları memnuniyette Allah rızası vardı diye işlenmişti gönüllere..
Misafire ikram, ve ilgi, ibadetti benim asil köyümde.....

Akşam evlerden, karaltılar, kelestiler giderdi, sokaklardan odamıza,
Seyit Mehmet, Kara Mustafa, İpraamağa, Körağaların Irza,
Hacı Dayı, Uzunoğlan, AlaMehmet ve Şah Mustafa,
Dedihüs, Kör Resül, İpeş Dede ve Mehmet Ziya,
İşte birer birer geliyorlar sohbete, dostluğa, odaya..
Bakmayın köylü olduğumuza, dikkat ederiz, saate, dakikaya,
Bu muhterem insanlar, genellikle aynı zamanda gelirler odaya..
Severler, sevilirler, muhabbet ederler, doya doya.....

Misafir var ise, bir değişiktir odamızın havası,
Daha bir kibardır,ikramları, terbiyesi, sedası,
Kalpler açılır, sofralar açılır, gelen misafirlere,
Memnuniyet ve huzur gelir, yüzlere, gönüllere,
Muhbiri Sadık'ın emirleri gelir hep akıllara,
Allah Rızası'nı talep ve arzu vardır hatırlarda.

Dedelerimiz böyleydi, bizler onlara benzemeliyiz,
Madden ve manen onların yolunda gitmeliyiz,
İslamın şartını minet ve iştiyakla işlemeli,
İslam nimetnin kadrü kıymetini iyi bilmeli,
Dünyada Efendimiz ve eshabı gibi yaşamalı,
Tazarru ve niyazla iki alemde Ümmeti Muhammedden olmalı,
Akaidi ve ameliyeyi islamı iyi öğrenmeli,
İtikat ve amelde sıratı müstakim üzere olmalı,
Ölüm açmadan, hak ve hakikat için gözlerimizi açmalı....
Allah'ı tanımalı, isyankar ve günahkar olmamalı,
Şuru İslam ile şuurlanıp, mahrumlardan olmamalı,
Dünyada müslümanca yaşamalı, imansız ölmekten korkmalı,

Zaman ahir zaman, devir, devri decacil devri,
Herşeyden üstün tutmalı, Alemlerin rabbinin emirlerini,
Dünyaya çalışılıp ahiret unutulmamalı,
Şeytan ve şeytanlaşmışlar bilinmeli, tanınmalı,
Kötülerin, ve kötülüklerin farkına varılmalı. kör olmamalı,
Kötülüklerin imkanı fazla uyanık olmalı, kanmamalı,
Garip olan dine sarılıp,imansız ve mahrum olmaktan korkmalı,
Dünya ve ahiret şerefinin en büyüğü, MÜSLÜMAN olmalı.
Müslüman olarak yaşayıp,müslüman olarak ölmeli...

                                           
                                    H.İbrahim Koçak

FUKARAYI SABİRİN- AĞNİYAYI ŞAKİRİN
Dilenmeyip sabreden ve şerî'ate (İslâmiyet'e) uyan fakirler.
Fukarâ-yı sâbirîn ve agniyâ-yı şâkirîn (şükreden zenginler)den hangisinin efdal (daha üstün) olduğu ihtilâflıdır. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, fakirliği ihtiyâr (tercih) etmişti. Rabbim beni doyuruyor, içiriyor buyururdu. Fakirlik, ibâdete ve hizmete mâni olursa, taât (ibâdet) yapmağa kuvvet kazanmak için zengin olmak efdâldir, daha iyidir. Böyle zenginlik büyük nîmettir.
 
  Bugün 2 ziyaretçi (33 klik) kişi burdaydı! Tüm Hakları saklıdır  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ACILAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR....MUTLULUKLAR DA PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR...