ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ
   
  Ankara-Çamlıdere-İnceöz Köyü-Koca Harman
  78-KÖYLÜLERİMİZİN DÜĞÜNLERİ-2-
 

ÇAMLIDERE PELİTÇİK KÖYÜ HÜSEYİN YILMAZ DÜĞÜNÜ... paylaşan: sukrubal06 ÇAMLIDERE KÖYLERİ SİNSİN OYUNU. KOMŞUMUZ PELİTÇİK KÖYÜ DÜĞÜNLERİNDEN BİR SİNSİN OYUNU













Süfyan Doğanay'ın düğününe şeref veren saygıdeğer köylülerimizden bazıları...























































 Mutayıt Dede, Karamısdafa, Hatıposmanı gibi ustaların sanatını devam ettiren Eniştemiz Hakkının Ali ..

KÖYÜMÜZÜN TÜRKÜLERİ,TEKERLEMELERİ

MEŞELER GÖVERMİŞ
Meşeler gövermiş varsın göversin,
Söyleyin huysuza durmasın gelsin,
Varmasın kötüye asılsın ölsün,
Kötü adam var ömrü yok eder.

Bilemedim yaylamızın yolun,
Saçın uzun bağlasınlar kolunu,
Eğer annen seni bana vermezse,
Yemin ettim keseceğim yolunu.

İnceöz deresi bükülür gider,
Zülüfler gerdana dökülür gider,
Bir yiğit de sevdiğini almazsa,
O yiğidin ömrü sökülür gider.

DUVAKTA GELİN KUTLAMA DEYİŞLERİ
Evliliğin birinci günü genç kızlar ve kadınlar gelinin evinde toplanırlar bir eğlence tertip ederler.Buna duvak denir.Gelin tebrik edilip kutlanır.Geline hayatı ilgilendiren nasihatlarda bulunulur.Düğün ,dernek ve duvakla ilgili bir çok deyiş vardır.Bunlardan birisi şöyledir. Rahmetli SEYREK EBE düğünlerin ,derneklerin,duvakların vazgeçilmez assolistiydi.

Hayırlı olsun, kutlu olsun,
Söğüt dalı gibi dallı olsun,
Geven gibi köklü olsun

Hayırlı olsun , uğurlu olsun,
Dört oğlunla dört kızın olsun.

Hayırlı olsun,kutlu olsun,
Ayağında çizme,mahalleyi çok gezme,
Kaynananın gücünü üzme.

Hayırlı osun ,kutlu olsun,
Elinde orak,
Her huyunu babanın evinde bırak.

Hayırlı olsun,kutlu olsun,
Akşam bulaşığını kurutma,
Kaynananın karşısında sırıtma.....

Köyümüzün 1960 lı yıllarda havası daha değişikti.Karlar çok yağar, soğuklar çok olurdu.Düğün ve dernekler çok neşeli ,tatlı ve sıcak geçerdi. Fakirlik garibanlık var gibiydi ama düğünler genellikle bir hafta sürerdi.Her ikindi odun yarma ,sinsin odunu hazırlama fasılı olurdu. Davul zurna çalar , köyün gençleri davul zurna eşliğinde odun yarardı,parçalardı.Odun hem düğün yemeğinde kullanılır ,hem de sinsin ateşinde kullanılırdı.Akşam saatlerinde sinsine komşu köylerin gençleri silah ata silah ata gelirlerdi.Davulcular silah sesini duyunca karşılarlar bahşiş alırlardı.Bazı sarhoşların sinsin ateşine düştüğü olur ve hemen kurtarılırdı.Geç vakite kadar sinsin oynanır ve dağılınırdı.Ertesi gün erkenden sinsin kömürü toplamaya gidilirdi.Sinsin ateşinden çok miktarda kömür artardı.Bu kömürü alan köylüler , köye kalaycı geldiğinde bu kömürleri kap kalaylatırken kullanırlardı.Herkes kalaycı gelince lazım olur diye kömür biriktirirdi.Zira kap kalaylatan kendi kömürünü bulmak zorundaydı.
İnsanlarımız ata ve dedelerinden görme bir çalışma içindeydi.Maaşlı kimse yok denecek kadar azdı.Orman Çiftliğind çalışan, Şeker fabrikasında ve bazı yerlerde çalışan maaşlı kişiler bir elin parmaklarını geçmezdi.Herkesin ekonomisi çiftçilik ve hayvancılığa dayanırdı.Tarladan kalkan buğdaydan un ,bulgur,göce,nişasta,kırma,vb.gıda maddeleri hazırlanırdı.Bağ ve bahçe mahsüllerinden hoşaf,erik kurusu,kabak kurusu,fasulye kurusu,nohut, bamya,mercimek,domates kurusu,salça,ekşi(acı erik pestili),pestil,pekmez,gavut,keş,garın yağı,kıyıma,gakırdak gibi hazırlıklar yapılırdı. Evlerde hastalık anında kullanılmak üzere çörek otu,ketentohumu,haşhaş vb.bitkiler ekilir tohumları saklanırdı.Her şeyden önce şunu bir kez daha tekrar etmek istiyorum; eski insanlık,eski yardımlaşma,eski dostluk, eski samimiyet bambaşkaydı.Akrabalarımız gelir 20 gün 30 gün veya daha fazla kaldığı olurdu.Gidecekleri zaman içimizden birşey sökülür onlarla beraber giderdi. Sanki ciğerimizin bir parçası gitmiş gibi ızdırap duyardık.Günlerce ayrılıklarına alışamazdık.Şimdi maalesef avrupanın haçlılarına, soğuk insanlarına zorla benzetilir olduk.Onlar, bizim karşılıksız ikramlarımıza şaşırırlarmış. Kocası kadınının yemek parasını ödemez herkes kendi parasını ödermiş.Bizlerden karşılıksız ikramı görünce şaşırmışlar.Hoşlarına gitmiş .
  Köylülerimiz ürettiklerinin fazlasını satarlardı.Büyük ve küçükbaş hayvan,yün,tiftik,tavuk,curuk,yağ,keş,üzüm,pekmez,bal,meyve ve sebze satarak para kazanırlardı. Hemen hemen herkesin davarı olurdu.Düğün,ev yapımı,hastalık vb. durumlarda bunlardan birazını satardı.Bu mallar ve metaalar hazır para sayılırdı.

KÖYÜMÜZDE KINA GECELERİ VE DAMATGİYDİRME MERASİMİ

KINA GECESİ Gelin almadan bir gün önce gelin ve damada tören ve dua ile kına yakılır.Bizlerde kına yapma cümlesi yerine kına yakma cümlesi kulanlılır.Kına sabahı gelin adayı arkadaşlarınca sabah namazı köy çeşmesine götürülüp kınası yıkanır.Arkadaşlarınca türkü ve ilahiler eşliğinde evine getirilirdi. Köy odasında da damada ilahi ve dualarla kına yakılır.Damat kınadan sonra büyük küçük herkesin elini öperdi. Kızlar kına yakarken şu türküyü söylerdi;

Aş gel anam aş gel ben varamıyom,
Ellerin köyünde ben duramıyom,
Kumsal yere ev yapınca ev biter gider,
Uzak yere kız verme kız yiter gider,
Aş gel anam aş gel ben varamıyom, 
Ellerin köyünde ben duramıyom.

Saçayağının ayağını demirci döver,
Kızın eksiğini babası görer...........

Damat giydirme genellikle düğün günü olur veya bir gün evvelden olur.Damat giydirme ilan edilir. Giydirilen her esvap için ayrı ayrı salavat getirilir.Önce gömlek,pantlon,ceket ve en sonunda takke giydirilirdi.Takke bol dahi olsa " Takke başına daaar geliyor "diye ilan edilir.Oğlan babası oğlana bir hediye verir.Tarla,inek,öküz vb... Hediye yetersiz görülürse "takke halen dar,iyice olmadııı" diye ilan edilir.Böylece damada bir hediye daha alınırdı. Damat giydirildikten sonra herkesin elini öper ve herkes ona hediye verirdi. Bu hediyeler genellikle para olurdu... Damat ve gelin kendilerinden çok küçüklerin dahi elini öperdi.Gelin elini öpen sevinir,gelin elimi ağarttı ,nurlandırdı derlerdi.Bilhasa üç-beş yaşındaki çocuklar çok sevinirlerdi ellerinin öpülmesinden...
 
  Bugün 16 ziyaretçi (188 klik) kişi burdaydı! Tüm Hakları saklıdır  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ACILAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR....MUTLULUKLAR DA PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR...