ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ
   
  Ankara-Çamlıdere-İnceöz Köyü-Koca Harman
  108-BİZLERDEN BİRİ(Sebiha Çakır)
 









Köyümün kara günlerinden biri

Daha üçüncü sınıftaydım, yayla zamanı olduğu için okullar erken tatil olmuştu.Yaylaya gideceğimiz için çok seviniyordum.

Nihayet yaylaya geldik. Geleli bir iki gün olmuşmuydu bilemiyorum,akşama doğruydu gök gürlemeye başladı. Ben dışarda ineklerimizi getiriyordum.Gök gürlemesinden korkmuyordum niye korkuyum ki.

Sonra yağmur başladı ortalık karardı, herkes evine girdi.Ben ocağın yanında oturuyordum.Birden öyle bir şimşek çaktı ki sanki bir el kulağıma kuvvetle vurmuştu.Sonra dışardan sesler gelmeye başladı hemen dışarı çıktık, dışarısı gece gibi `                kararmıştı, her yerden bağrışmalar geliyordu ama bir yer var ki asıl ateş oraya düşmüştü. Mehmet  Yavuz un evine herkes oraya koşuyordu bizde koştuk kalabalığın arasından başımı uzatıp baktım Ayşe abla yerde yatıyordu çorapları yanmıştı. Ben ölüden korkarım ama ondan korkmadım melek gibi gülümseyerek uyuyordu sanki ve bana çok güzel geldi. Herkeste korku telaş vardı.Birisi Hasibe ablama su iç dedi  oda ben orucum dedi demek ki Ramazan ayıydı ve Ayşe ablada oruçtu. Daha yeni, çerçiden tabaklar almış konakta yemeği bunlara koyacağım demişti o gülümseyişi hala gözümün önünde. Kısmet olmadı ne konak ne bayram ne de gençliği nur içinde yatsın ben onu çok severdim çünkü güler yüzlüydü o iyiydi Rabbimde öyle muamele etsin.Sonra onu defnettiler ölmeden önce bütün hayvanları ahıra koymuş hepsi öldü.Ayşe hayvanlarını severdi onlarıda yanında götürdü dediler.Babamın traktörüyle hayvanları ormana attılar. O seneki yayla çook hüzünlüydü. Allah ailesine başka acı vermesin. Ogün bu gündür gök gürlemesinden korkarım  ve ne zaman gök gürlese Ayşe ablayı anarım dün yaşanmış gibi .

 
 

Köyüm seni özlüyorum

 Dostluklarını, yardımlaşmalarını, paylaşımcılığını özlüyorum.
 Köyümde kaynatılan bulgurları.Azime ebenin suda pişen halkalarını özlüyorum.
 Bekir amcanın tatlı dilli annesini, gostak kızım diye beni sevişini özlüyorum.
 Mustafa amcamın tırpan dövüşünü.
 Hacıgilin o çalışkan halini,yaz gelince evlerinin doluşunu özlüyorum.
 Doruktan suya gidişimi,Dudu kızı nenenin merdiven dibinde oturuşunu özlüyorum.
 Niyazi amca gelirdi doruğa,şakalaşırlardı onunla güya, onun o gülüşünü özlüyorum.
 Hep Akkız nenegile gelirdim.Songül dü en sevdiğim,şimdi nerde bilmiyorum onuda çok özlüyorum.
 Ölüözünde yapılan harmanı,Dursun abiden alınan gazozu, harmanda yenilen karpuzu özlüyorum.
 Dedemin bahçesini, hep birlikte toplanan ve yenen elmaları özlüyorum.
 Bazen sabaha kadar süren patozu,buğday çuvalları arasındaki uykuyu özlüyorum.
 Babamın pazardan dönüşünü,ocakta yanan ateşi,saçta pişen ekmeği özlüyorum.
 Şükran halam, Fadime neneyle gittiğim koyun sağmalarını, kaşıkla yediğim kavunun tadını özlüyorum.
 Yaşmağıyla gezerdi Emet hala ,çorba getirirdi bazen bize,anlatırdı anılarını neşeyle, sohbetini özlüyorum.
 Şerif nene Ebe hala hepsi önemliydi benim dünyamda.
 Hastalanınca biri,yetişirdi hoca dayı  imdada, iğneler kaynaya dursun suda, babamla sohbetini özlüyorum.
 Ayşe nene gezerdi ayakkabısız köyde,evini temizlersek şeker verirdi bize,o şeker için gayretimizi özlüyorum.
 Seyit dayının düdüğü önemliydi.Kulağım hep o sesteydi. Aah köyüm ne güzeldi özlüyorum o günleri.
 Muhtarların evi hep kalabalıktı.Haçça abla ne tatlıydı.
 Asiye ebe,Ebekız halam,sultan ebe,Kezban hala daha kimler kimler,benim ebelerim hep tatlıydı hoş sohbetlerini özlüyorum.
 

Yaylamıda özledim tabi.

 Motorda yük üstünde gidişimi.Hatıplara gelince köpeklerin sesini özlüyorum.
 Anaların evleri toprakla sıvayışını.
 Çerçilerin yazıya dizilişini özlüyorum.
 Çatalçama kurulan salıncağı,söylenen hep aynı türküyü ÖZLÜYORUM.
 Taştan yapılan cergeleri,arkadaşlarla hoş sohbetleri özlüyorum.
 Saç tavandaki yağmurun tıpırtısını,kapının arasından sızan güneşi özlüyorum.
 Hangi birini anlatayım,
 Köyümü, çocukluğumu,
 Dostlarımı özlüyorummm.
 
 
 

  YAYLAM

İşte yaylam karşımda duruyor,
Evler bir bir görünüyor.
Hoca dayı çıkmış taşa,
Eli kulağında ezan okuyor.
Akşam telaşı,analar inekleri sağıyor.
Çocuklar neşeyle yazıda koşuşuyor,
Ve yaylaya akşam çöküyor,
Lambanın titrek ışıkları duvarlara vuruyor.
Yorgun gözlerle içilince çorbalar,dalıyor tatlı uykuya çocuklar.
Ve gün ağarıyor,tatlı telaşla inekler  salınıyor.
Akkız nenenin sesi beni uyandırıyor.
Kapıdan sızan güneş içimi ısıtıyor.
Güzel bir gün daha yaylamda başlıyor.
Sohbet, dostluk hep bir arada.
Çerçiler beklenir sabırsızlıkla.
Dağa gidilir oduna,
Analar görünmüyor odunların altında.
Bende imreniyorum bu dağ gibi analara.
İnekler sağılıyor, sütler pişiyor,
Turhanın sesi dışardan işitiliyor.
Kesemen nene turhanı bırakmış, komşuda konuşuyor.
Ebe hala buzayı yitirmiş, Şerif nene telaşla geziniyor.
Yaylada günler ne güzel geçiyor.
Hacı amca sürüyle gelmekte, yanına gitmeliyim koyunlarım beklemekte.
Yakalayamazsam bana sinirlenmekte.
Ah yaylam o güzel günler hep özlenmekte.

Ben köyden çıkalı 19 sene oldu.Köyüme pek gelemiyorum son 3-4 senedir mezarlık ziyaretine geliyorum oda 5-10 dakika.İki sene önce yaylaya uğradım Ankaradan gelen bir iki kişi vardı. Bizim ev ve bazı evler yıkılmaya yüz tutmuştu, çocukluğum geldi gözümün önüne içim yandı bir zamanlar o evlerde kimler yaşamıştı oysa şimdi kaderine terk edilmişti.Kuyunun suyundan bari alıyım dedim am a kuyuda su yerine bidonlar var çok üzüldüm kendimi asırlardım uyuduğum bir uykudan uyanır gibi hissettim sanki her şey çook eskidenmişti.Sonra köye mezarlığa uğrayalım dedik ölüözünde apdest alacaktık oraların o terk edilmişliği unutulmuşluğu içimi acıttı sanki çocukluğum yok olmuştu.Mezarlık ziyaretinden sonra bari pınardan su alayım dedim pınar akmıyor önü de bataklık gibi. Şöyle bir baktım bir terk edilmişlik yıkılmaya yüz tutmuş evler

 Nedense çok üzüldüm .Yeni evlerde yapılmış ama ben çocukluğumuaradım ve sadece hüzün buldum. Bundan sonra köyüme merak sardım sitemiz olduğunu öğrendim.Allah razı olsun ne güzeldüşünmüşsünüz emek vermişsiniz.

 Eskiyi düşününce daha iyi anlıyorum köyümün insanları ne güzelmiş,dostluklar içtenmiş. Koca şehirde onca kalabalık içinde yalnızsın ,hüznünde sevincinde yalnız.

 Fakat sitede kız arkadaşlarımı göremedim bir gün görüşebilsekde eski günleri yaad etsek.

 Yayla festivaline gelmeyi çok istedim ama gelemedim inşallah bu yaz gelirim.

 Yaptığınız tüm etkinlikler için teşekkürler hocam.Allah yar ve yardımcınız olsun.

                            Saygılar.

      KÖYÜMÜ İSTERİM
Gözümde canlanır o eski günler
İmkan olsa dönmek isterim.
Özlemini ancak yaşayan anlar,
Zaman tüneline girmek isterim.
 
Açarken gıcırdar, tahta kapı,
Kimi çift kimi tek katlı,
Sokakta oyun ne tatlı,
Eski dostlarımı görmek isterim.
 
Ayakta ya çedik ya soğukkuyu,
Koşturur gezerdik gün boyu.
Şırıl şırıl akar pınarın suyu,
Akan suya ayak vurmak isterim.
 
Koyun,kuzu,keçi,kırlarda inek,
Elimde elmadan kestiğim değnek,
Çocukları üttüm, cep dolu misket,
Hayatın tadına varmak isterim.
 
Evler arasında olmazdı sınır,
Yemek seçilmez ne olsa yenir,
Kaynamış yumurta,taze bazlama,
Soğanı eimle kırmak isterim.
 
Yalınayak kimse geçemez bizi,
Koşacağız diye yırtarız dizi,
Çerçiciden leblebi, keçi boynuzu,
İğde, kuru üzüm karmak isterim.
 
      Öğretmen Sebiha Koç Çakır


BAYRAMLAR
Çocuklukta bayramlar güzeldi,
 Alınan bayramlıklar,
Naylon torbalara toplanan şekerler,
Gençlerin manilerle topladığı etler güzeldi.
Çocukluğumda köyümün bozkırı,
Tozlu yolları, pınarın suyu güzeldi.
Bir avuç insan vardı ama ,
Sıcacık dostluk ve güven vardı.
Tanıdık yüzlerde huzur vardı.
Şimdi kalabalık etrafım,
Yabancı her yanım,
Tat vermez oldu bayramlarım,
Gelmek isterim de köyüm,
Uzaktır yollarım ama ,
Köyümü dostlarımı hep anarım. 
                            Öğrt.  Sebiha Koç ÇAKIR





 
  Bugün 16 ziyaretçi (180 klik) kişi burdaydı! Tüm Hakları saklıdır  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ACILAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR....MUTLULUKLAR DA PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR...