ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ
   
  Ankara-Çamlıdere-İnceöz Köyü-Koca Harman
  77-KÖYÜMÜZÜN ÖNEMLİLERİ
 
                             TAŞ DUVAR USTALARI
1-Kara MUSTAFA. Ömer Çetinkaya Hoca'nın babası.
2-Hatıp OSMANI. Özcanların  ve Koçakların dedeleri.
3-Mutayıt DEDE. Mevlüt Dayını Babası.
4-Hakının Ali. Ali DURKAN



                  MARANGOZLAR
1- Hatıp Osmanı.
2-Bekir USTA (Bekir ÖZÇELİK Peçenek civarında teker yapan tek usta. Uzak köylerden teker, koşum, boyunduruk vb aletleri yaptırmaya rahmetli Bekirusta'ya gelirlerdi.)
            

             TENEKE TAVA VE SOBA USTALARI
 Köyümüzde teneke kutulardan soba, çörek tavası, boru ve mangal yapan tek kişi rahmetli OMAR IRZASI idi. Bu işi ufak tefek yapan bazıları da olsa bile tartışmasız usta, Irza dedeydi. Tava, soba, boru, mangal, külküreği gibi şeyler yaptıracak olan kişiler, tenekesini bulur Irza dede'ye gelirdi. Siparişi alan dede, bunu kafasında şekillendirir ve hemen işe başlardı. Hedenib bu iş için gereli donanımı mevcuttu. Dedenin çalışması köyün birçok yerinden duyulurdu. Yanında seyirci ve sohbet eden taraftarı eksik olmazdı. Etrafı genellikle kalabalık olurdu. Dede büyük bir maharet ve dikkatle imalatını yapardı. Ücreti de genellikle tatmin edici olurdu. Birleştirmelerinde perçin kullanırdı. O zamanlar elektrik ve onunla kullanılacak punta makneleri yoktu.
                


             
KÖYÜMÜZ DİN ADAMLARI

1- Osman Hoca  (Doğanay'ların dedesi)Rahmetli.
2-Hatıp Hoca  (Koçak ve Özcan'ların büyük dedesi)Rahmetli.
3-Resül Hoca (İnci'lerin dedesi, Kör Resül dayı rahmetlinin dedesi)Rahmetli.
4-Hatıp Mustafası. (Koçak'ların dedesi. )Rahmetli.
5-Bünyamin HocaRahmetli.
6-Çakıcı Mustafa Hoca (Demirel'lerin dedesi)Rahmetli
7-Arıcı Hüseyin Hoca Rahmetli
8-Mehmet Derebaşı Hocamız
9-Mehmet Durkan Hocamız
10-Halil Doğan Hocamız
11-Osman Kaya Hocamız
12-Hüseyin Yaman Hocamız
13-Hüseyin Aydın Hocamız
14-Kemal Özçelik Hocamız
15-Ahmet Aydın Hocamız
16-Ömer Derebaşı Hocamız
17-Ömer Çetinaya Hocamız
18-Mustafa Yaman Hocamız
19-Gazi Yaman Hocamız
20-Musa Yavuz Hoca.(Bu hocamız, İstanbul'da tahsil nasip olmuş genç hocamız.)

Hoca demek, peygamberi zişanımızın mihrabına geçerek namaz kıldıran, nasipli kişi demektir. Allahım, madden ve manen o şuura layık etsin..
Köyümüzde imamlık görevi yapmayıp fakat imamlık yapacak kadar bilgisi olan bir çok değerli zevat vadır. Çok şükür bu kişiler, hem bilgi, hemde ahlak olarak ilimlerine sahip kişilerdir.
                            KÖYÜMÜZDE BAĞI OLUP PEKMEZ KAYNATANLAR
1- Bekirustalar.
2-Mırışlar
3-Karamıstafalar
4-Çavuşoğulları
5-Aldedeler
6-Hatıplar
7-Dedihüsler
8-Hatıplar
9-Gökdurmuşlar
10-Noriler
11-Hurşutlar
12-Musalar
13-Kötümemetler
              

              KÖYÜMÜZDE DAVARCILIK YAPANLAR
1-Hacıgiller
2-Seyitmemetler
3-Aldedeler
4-Ahmetler
5-Aliağalar
6-Hatıplar
7-Kötümemetler
8-İpeşler
9-Şükrümusalar
10-Kekeçmusalar
11-Hasançavuşunüseyingil
12-Körmahmutlar
13-Gökdurmuşlar
14-Hurşutlar
15-Musalar
16-Noriler
17-Kürdoğulları

    Köyümüzde her ailenin mutlaka davarı olurdu. Her ailenin büyükbaş hayvanı, eşeği, köpeği, tavuk ve curuğu olurdu. Her aile davar beslerdi.

                  
KÖYÜMÜZDE ARICILIK YAPANLAR
1-Çavuşlar
2-Hatıplar
3-Gökdurmuşlar
4-Seyitmemetler
5-Aliağalar (Yakın zamana kadar kovanlıkları durur idi.)
6-Hasançavuşlar

                
KÖYÜMÜZÜN ÇOBANLARI
1-Hacının oğlu Hacı  (Datlı Agam)
2-Seyitmemet Dayı
3-Aldedelerin Ahmet
4-Hatıpların Hacımısdafa
5-İpeşlerin Celal
6-Kekeçmusanın Eyüp (Çok muhteşem kaval çalar Eyüp abi)
7-Kötümemetlerin Dedebey
8-Şükrümusa'nın Mısdafa
9-Mahmut Dedenin Kemal

   Köyümüzde, her evde davar olurdu. O davarlerı hergün güden birisi vardı. Devamlı davar güdenlere de çoban derdik. Ara sıra herkes davar gütmüştür. Koyun ve keçi yavrularına   d ö l    denirdi. Dölleri de ufaklar güderdi.
                    KÖYÜMÜZDE AYAKKABI TAMİRCİLERİ

1-Hallefendi Dayı (Topal Güsü(Gülsüm) Nene'nin beyi )
2-Ziya Mehmet Dayı  (Ekrem Bey'in babaları)

           
KÖYÜMÜZDE SARIK İLE GEZEN BÜYÜKLERİMİZ
  Cumhuriyetimiz Osmanlı'nın devamıdır. Osmanlı din devleti idi. Kanunları Kur'an hükümleri idi. Osmanlı hükümdarları Şeyhül İslam denen din alimlerinden görüş almadan hiçbir iş yapmazlardı. Osmanlı halkı da islam üzere yaşardı.
  Sarık islam kisvesidir, giyeceğidir. Melekler sarık ile dolaşırlar. Peygamberi zişan efendimiz de devamlı sarık ile dolaşırlardı. Bizim çoukluğumuzda köyümüz yaşlıları sarıkla dolaşırlardı.  Koçak ve Özcan'ların dedesi Koca Hatıp lakaplı Hüseyin Hoca'nın sarığını jandarmalar ilçede yırtmıştı. O mübarek insan da " Yarabbi Küfür kıyafetlerini giymedn benim canımı al" diye dua etmiş. Çok geçmeden de vefat etmişti. Köyde, jandarma olmadığı zamanlar srıkla dolaşan büyüklerimizden hatırladıklarımız. Bu zaatlar bazen sarık giyer, şehire giderken de şapka takmak zoruna kalırlardı. 

 Sarıkla hatırladığımız büyüklerimiz;
1- Mıstık Dede
2-Hakkı Dede
3- İpraamağa
4-Aldede
5-Musa Dede
6-İpeş Dede
7-Nori Dede
8-Hölden Hüseyin Dede
9-Bekirusta
10-Bünyamin Hoca
11-Cemil Dede
12-Güllü Dede
13-Karayusuf Dede
14-KaraMehmet Dede
15-Hallefendi Dayı
ZONGULDAK'TA ÖLEN İNCEÖZLÜ'LER
1930-40 lı yıllarda en önemli geçim kaynağı Zonguldak kömür ocaklarında çalışmaktı.orada hastalanıp veya kaza ile ölenler köye getirilemezdi.Zonguldak ta ölen İnceöz'lüler şunlardır.1-Hacımehmetlerden Akosman.2-HacıMehmet dayı.3-Kara İsmail(ÇakıcıMustafa'nın abisi.4-Çavuşun durmuş.5-Hüseyinin Bekir.(Aliağanın Oğulluğu,Hatıpebenin kardeşliği)Zonguldaktan çalışmadan gelenler,akşama kadar Doymuş çayında temizlenirler fakat kömür karaları çıkmazdı.Zenci gibi bir görünüme sahip oldukları için, köye girmek için akşamı beklerlerdi.Kimseye görünmeden, evlerine varmak için..

HACI SAİT:Medrese hocasıymış.Hacıveli nin kardeşiymiş. Çocuğu olmamış.İstanbul da yerleşmiş.Orada vefat etmiş.Kabri bilinmiyor.
OSMAN HOCA:Bünyamin,Halilİbrahim,MahmutDoğanay,Nuri eskin,Hüseyin Özdoğan'ın babaları..Osmanlı ulemasından.Bayındır kayasının kapatılıp baraj olacagını işaret etmiş.Alim bir zaat imiş.Ömrü okuma ve okutmak, dine hizmet ile geçmiş. Kabri inceöz mezarlığındadır.
KOCA HATIP:Osman Özcan ın ve abisi Mustafa Koçak,Emine Albayrak,Çakırların annesi Ayşe Çakır ın babası.Medrese mezunu.Eskişehir taraflarında medrese hocalığı yapmış.Ova köylerinde imamlık yapmış.Kendi köyümüzde de imamlık yapmış.Ehli tertip bir zaat imiş.Namazlarını vakti girince nerede olursa orada kılarmış.Bir cuma gecessi oğlu Mustafa ya Kuranı Kerim oku,evdekiler de abdest alsınlar vallahu alem biz yolcuyuz der.Ertesi Cumaya kalır aynı şekilde vefat eder.Namaz ve oruç borcunun olmadığını fakat devrinin çevrilmesini vasiyet eder.Namazı çok dikkatli ve uzatarak kılarmış.Bir Cuma namazı kıldırırken harmanını sel almış.Kalanı bize yeter demiş.İnceöz mezarlığında yatmaktadır.
KÖYÜMÜZDE YETİŞEN DİN ADAMLARI
Bünyamin Doğanay,Mustafa Demirel,Hüseyin Koçak,Osman Kaya,Mehmet Durkan,Nazım Doğanay,Mehmet Derebaşı,Ömer Derebaşı,Kemal Özçelik,Ömer Çetinkaya,Hüseyin Yaman,Hüseyin Aydın,Musa Yavuz......
KÖYÜMÜZDEN YETİŞEN ÖNEMLİ KİŞİLER:
Ekrem İnci:Kaymakam ,vali yard.
Kemal İnci:İşadamı
Mustafa Ünal:Doktor.
Rafet Koç oktor.
Bekir Koçak:Mühendis
Şerafettin Özcan:Maliye Müfettişi.
Mehmet Demirel:İçişleri Bakanl.Md.
Kemal Özçelik:İçişleri Bakanl.Md.yard.
Ömer Çetinkaya:Din görevlisi.
Fuat Özdoğan:İşletmeci,Mühendis
Emine ÖZDOĞAN oktor
Seyfi Durkan:Tekniker
Şadi Durkan:Subay
Osma KAYA:Vaiz,Müftü,İmam din görevlisi
Hüseyin GÖKDEMİR:Formen TAİ de.
Süleyman Gökdemir:TAİde işçi.
Mustafa KAYA:TAİ de işçi.
Gültekin DOĞANAY:TAİ de teknisyen
Ahmet DOĞANAY:Aselsan da teknisyen
HüseyinGazi Gökdemir:TAİ de foramen
Seyfi Koçak:Gazeteci.
Durmuş Koçak:Gazeteci.
Aziz Albayrak:Öğretmen.
Halil İbrahim Koçak:Öğretmen.
Mustafa Durkan :Öğretmen.
Ramazan ÖZTÜRK:Öğretmen
Gazi ÖZTÜRK:Laborant
Hilmi DOĞANAY:Diş teknisyeni,
Bünyamin DOĞANAY: " "
Ömer DOĞANAY: " "
Fatih DOĞANAY: " "
Serdar DOĞANAY:Polis memuru,
Serkan OĞANAY: İşletme mezunu,
Soner DOĞANAY:Mühendis,
Mahmut DOĞANAY: Öğretmen.
Hakan DÜNDAR:Maliye müfettişi.
Faruk KAYA:Mastır Öğrencisi.
Funda ÇEVİK:Maliyeci
Fulya ÇEVİK:Öğretmen,
Fatma ÇEVİK:Öğretmen.
Kemal YILDIRIM:Ziraat Mühendisi, iş adamı.
Ahmet YILDIRIM:Elektrik teknikeri
Hasan ACAR:İş adamı,
Rıza ACAR: İş adamı,
Osman ACAR: İş adamı,
Cavit Sarı:Polis
İhsan Çevik AXAOYAK TA YÖNETİCİ MÜDÜR
Durmuş ÇEVİK Polis
Latif DOĞANAY:Polis
Mustafa DOĞANAY iş teknisyeni.
Süfyan DOĞANAY:Harita teknikeri.
Fatma ÇEVİK Öğretmen
Dilek ASLAN Polis
Murat YAMAN:Gümrük Müfettişi
Serdar KOÇ:Tarım Bakanlığı Müfettişi.
Mehmet KOÇ:Öğretmen.
Fuat ÖZDOAN: Mühendis
Emine ÖZDOĞAN:Doktor
....köyümüz çok büyüdü.Kimin hangi okulu bitirdiği kesin olarak bilinemiyor.İmkanlarımızın yetersizliğinden herkesi yazamadık zaman zaman elimize bilgi geçtikçe güncelleme yapılacaktır.Yardım ve katkı beklenmektedir.Lütfen ilgi ve alaka duyalım.

Ferhat Koç – TAI de

Sebiha Koç Çakır- Öğretmen

Hülya Koç- Kamu Yönetimi mezunu

Emre Koç-Kırıkkale Ünv. Mezunu

Burcu Coşkun- Hacettepe Ünv. okuyor
 KÖRLÜK, SAĞIRLIK, DİLSİZLİK FİTNESİ
  Sevgili peygamberimiz son peygamberdir. Bütün peygamberlerin ve mahlukatın efendisidir.  Allah cc nun en sevgili kuludur. Alemlerin efendisine geçmiş ve geleceğin ilimleri verilmişti. Kader ilmi ve ledün ilminin sultanıydı. Mescidi şeriflerinde oturup ashabı irşat buyururlarken, çok önemli malumatlar verirlerdi.  Kostantiniye’nin fethini işaret buyurmuşlardı. Aynen vaki oldu. Zamanın ahirinde vukuu bulacak hadiseleri işaret buyurmuşlardı, hepsi vaki oldu.
   Ahir zamanda aslı Yahudi olan deccali lain çıkınca fitnesinin Müslümanları bozacağını işaret buyurmuşlardı. Zaman gelecek Müslümanların hakikat ve din emirleri karşısında kör , sağır ve dilsiz olacaklarını haber vermişlerdi.İnsaf ile düşününce şu anda o fitneyi bütün dehşeti ile yaşamaktayız. Delili ise yaşantımız ve perişanlığımızı göremememizdir. Müslüman’ım diyenin ne görüntüsü ne de yaşayışı Müslüman’a benzer. İslam’ın kadın ve erkeğe tarif ettiği bir giyim şekli vardır. Hiç birimiz uymayız. Yeme içme adabına uymayız. Anne ve babaya saygı adabını bilmeyiz. Bayramlarda nefis ve egomuzu tatmin için tatil beldelerine gideriz de anne babamızın yanına gidemeyiz.
   Birkaç sene oldu. Bir haber okumuştum. ABD de bir kasabada bir papaz vardır. Görevinin şuurunda ve gerçekten dindar bir papazdır. Bozulmuş İncil’e dört elle sarılmış ve onunla amel etmeye çalışmaktadır. Kasabasında İslam’ın sosyal yönünü çok iyi yaşatmaya çalışmaktadır. İşsizlere iş bulmaktadır. Hastaları tedavi ettirmektedir. Düşeni kaldırtmaktadır. Bu papazın en can alıcı beyanatı da “ Bu kasabada bir suç işlense ben kendimi sorumlu tutarım” sözüdür. Bir papaz bir kasabanın ahlakından kendini sorumlu tutuyor. Bir o papazın şuuruna bakıyoruz , bir de bizim din adamlarımızın kör, sağır ve dilsizliğine..Bizim dini perişanlığımızı kim düzeltecek? Bin sene İslam bayraktarlığı yapan ecdadın torunları havlu atmış. Hıristiyan ve Yahudi fitnesi ve saldırısı karşısında bizim sorumlu olması gereken din adamlarımız bozguna uğramışlar. Varlıkları ile yoklukları belli değil gibi..
   Herkes bilir ki, Alemlerin Efendisi 124 bin ashaba veda hutbesi irad buyurmuşlardı. Peygamberi Zişanlarından aldıkları terbiye ve şuurla bu ashap dünyaya yayılmışlardı. İslam’ı neşir için evlerini, bağlarını, mülklerini terk etmişlerdi.Arabistan toprağında sadece 8-10 bin kadar ashap yatar. Onların fedakar hizmetleri olmasaydı bizler belki de Müslüman olamaz ebedi mahrumlardan olurduk. Müslümanlık şuuru onların yaptığıydı. Onlar sayesinde dünya adalet ve huzur gördü.
   Osmanlı yıkılınca dünya Müslümanları ve biz perişan olduk. Perişanlığımızı bilemeyecek kadar feci bir şekilde perişan olduk. Osmanlı harabesine tüneyen baykuşlar söz sahibi oldu. Çoğu gayri Müslim ve mason olan bu baykuşlar baykuşluklarının gereğini yapmıştı. Haramzade mirasyediler gibi bu ülkede üç beş yahudiye Cumartesi havra tatili, beş altı hıristiyana Pazar kilise tatili yapılmış, bu vatanın hakiki sahibi Müslümanlar da dar ağaçlarında sallandırılımıştı. Bu ülkede çok vahşi, çok zalim bir Müslüman kıyımı yapılmıştı. Sözde adalet dağıtması gereken mahkemeler, “Zanlıyı asın, deliller i sonra toplarsınız” şeklinde çalışıyordu. Ya asılacak değerde bir delil toplanamazsa ne olacaktı?” Asılan ya suçsuz ise ne olacaktı? Öldürülen mahkum nasıl geri getirilecekti? İşte vahşetin boyutu.
  Bir memur olarak mesai saatlerimiz çoğu kere Cuma saatine rastlar. Cuma kılamayız. Sözde adı Müslüman, Cuma şuur ve anlamından avare idareciler mesai saatlerini Cuma kılınacak şekilde ayarlama sorumluluğundan  mahrumlar.  Veya adı Müslüman da Cuma anlam ve ehemmiyetini bilemeyecek kadar din cahilleri.
   Bir imama “hocam bizler Cuma kılamıyoruz. Ne olacak halimiz? Diye dert yanınca imamın cevabı çok kötü oldu. Keşke sormasaydım. İmam “bu konu sizin meseleniz. Bizi ilgilendirmez” dedi. Bir ABD deki papazın mesuliyet şuuruna bak. Bir de bizim din adamlarımızın ekserisinin din şuuruna bak. Maaş karşılığı imamlık yapılmazmış. İslam’ı fetva böyleymiş. Ben de bilmiyordum. Öğrenince şok oldum. İmamlık liyakat, takva ve gönül işiymiş. İmam ve müezzinler anca o caminin kayyım ve hizmetlisi göreviyle maaş alması caiz imiş. İmam bulunmadığı için de namazı biz kıldırıyoruz gibi bir niyet ile aldıkları maaş caiz olurmuş.  Din adamlarımızın çoğu dinin şiarına sahip çıkacak şuur ve dertten mahrumlar. Halkın dini bozulmuş, yaşantısı İslami değilmiş, Memurlar Cuma kılamazmış, halkın giyimi, kuşamı, yemesi, içmesi, ticareti, akrabalık muameleti, ibadetleri İslami değilmiş kimin umurunda olması lazım? Peygamber varisleri  kim? O varisler makamında olanlar bu ümmetin dinine sahip çıkmayacak ta kim sahip çıkacak? Yüz on bin ashap dünyayı Müslüman yapmıştı. Yurdumuzda onların iki katı din adamlarımızın “Müslüman Cuma “ şuurunu yaşamalı diyecek kadar hissiyata sahip değiller. Halkın bozulmasını önleyecek mesaiyi yakalamaktan mahrumlar. Alimler doğru olur ise, alem doğru olur demiş atalarımız.
  Ey kaderin sahibi Allah’ım bu milleti hakiki kimliğine çevir. Bize kim olduğumuz şuurunu idrak ettir Allah’ım. Üzerimizdeki zulmeti kaldırıver Rabbim. Bizler İslam’ı bütün güzellik ve tadı ile görelim ve aşkı muhabbet ile yaşayalım Allah’ım.

BİRLİK VE DİRLİĞİMİZİ BOZDURMA ALLAHIM,
Rıza-yı Hak için çıkmışız yola
Kullların engeli yıldırmaz bizi
Onulmaz dostların açtığı yara
Düşmanın kurşunu öldürmez bizi

Ayrılık olursa öz ile sözde
İçimiz dışımız kavrulur közde
Ülkümüz nişanlı arpacık gezde
Şer güçler hedeften kaldırmaz bizi

Yalınayak geçtik dikenden taştan
Ne çıkar rüzgardan, doludan, kıştan
Yırtılan destanlar yazılır baştan
Tufanlar sahneden sildirmez bizi

Kader bu...teslim ol, kafayı yorma
Aklın kaynağını deliden sorma
Aylara, yıllara üzülüp durma
Sıcaklar soğuklar soldurmaz bizi

Gittiğimiz Hak Yol öyle bir yol ki
Hırs atına binmek günahtır belki
Sabrımız, sevdamız o kadar bol ki
Okyanuslar aksa doldurmaz bizi

Sıcak tut sevgiyi aşk ocağında
Yaşa da olgunlaş gam kucağında
Şu ruhsuz dünyanın şu zül çağında
Olanlar ağlatır güldürmez bizi

Sözünde durandır yiğitin hası
Mezarda bitmez dostun vefası
Üç günlük dünyanın binbir cefası
'Böldü' deseler de, böldürmez bizi

Sağlam atılmışsa temeller eğer
Allah rızasıysa emeller eğer
Niyete uygunsa ameller eğer
Kimseler yem için yeldirmez bizi

çile, bela yağıyorken etrafa
Hak, adalet dedik çıktık ön safa
'Kötü' tanıtsa da üç-beş et kafa
Tarih kötü diye bildirmez bizi

Fitneye en güzel cevap sükuttur
Öfke günah dolu, sevap sükûttur
Tuzağa çok düştük hayli vakittir
Tedbir bataklara daldırmaz bizi

Bir ateş yakılır, sönmez bir daha
Bu bayrak gönderden inmez bir daha
İlkbahar hazana dönmez bir daha
Mevla yâd ellere yoldurmaz bizi

 
  Bugün 16 ziyaretçi (196 klik) kişi burdaydı! Tüm Hakları saklıdır  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ACILAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR....MUTLULUKLAR DA PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR...