ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ
   
  Ankara-Çamlıdere-İnceöz Köyü-Koca Harman
  29-Köy Töremiz(Köy Tarihi)
 


Eski Değirmenler


FAKİRLİK AZGINLIK VE İSYANA MANİ OLUR.PEYGAMBERİMİZ FAKİRLİĞİ SEVERDİ.



     Padişahı alem olmak ,
     Bir kuru kavga imiş,
     Bir velii'ye bende olmak ,
     Cümleden evla imiş.
         F.Sultan Mehmed Han 
KÖY TARİHİMİZLE İLGİLİ ANKARA BELEDİYESİNCE YAPILAN ARAŞTIRMA
İnceöz Köyü, ilçenin güneybatısında, Bayındır Baraj Gölü’nün kuzeyinde, 1050 metre rakımda, Çay Deresi ve Güreş (Eşik) Çayı arasında bulunan yarımada üzerinde, orman bitişiği köylerdendir. Yerleşmenin adı coğrafi konumuna uygun olup, 1275 metre rakımlı İnceöz Tepesi’nin güney yamacındadır. 
Bükeler, Doymuş, Peçenek, Yoncatepe ve Bayındır Baraj Gölü ile komşudur. İlçe merkezine 13 km uzaklıktadır.
Çıngırdaklı, Büyükçayır ve Simitkayası tepeleri, Çatkaya Boğazı, Eluçuran, Çay ve Güreş dereleri vardır. Hakim bitki örtüsü meşe ve çalı türü ağaçlardır.
1463 yılı Ankara Tahrir Defteri’nde “Orta Divanı”na tabi olup, “Mudrıb” idari birimine bağlı olan İnceöz Köyü 14 hanedir. Sultan Murad Hüdavendiğar, İnceöz Köyü’nü Seydi Bey’e tımar mülk olarak verir ve Seydi Bey’de savaş zamanında silahlı bir sipahi gönderirmiş. 1463 yılında Seydi Bey’in evlatlarından Yusuf, İnceöz Köyü’ne mutasarrıftır.
1530 yılı Ankara Tahrir Defteri’nde Yabanabad kazasına bağlı İnceöz Köyü, 15 hane, 13 mücerred, 88 nüfuslu, yıllık vergi hasılatı 1.054 akçe ve sipahi tımarıdır. 1572 yılında ise 30 hane ve yaklaşık 163 nüfusludur.
1840 yılında Yabanabad kazasına bağlı ve “sipahilik” olan İnceöz Köyü, 44 hanedir. Mustafa oğlu Osman Efendi hatip, İsmail oğlu Mustafa köy muhtarı, Musa Efendi ise köy imamıdır ve muhtar İsmail oğlu Mustafa o dönemde varlıklı bir kişi olup bölgede en fazla vergi veren kişilerden biridir. Bu dönemde köyde sığır, koyun-tiftik keçisi yetiştirilmekte ve arıcılık yapılmaktadır. Çok sayıda “çayır” bulunmaktadır. Köyde reçberliğin yanında çıracılık ve demircilik yapanlarda vardır. 
1845 yılı Temettuat Defteri’nde İnceöz Köyü’nde 51 hane kayıtlı olup 12 hanesi İnceöz’den başka yerlere göçmüş ve 39 haneye düşmüştür. Köy imamı Musa oğlu Ali Efendi’dir. Bu yıllarda köyde ziraat, hayvancılık, bargircilik, katırcılık ve çuvalcılık yapılmaktadır. 
İnceöz Köyü’nde bulunan tarihi çeşme, kesme taştan yapılmış ve güzel hatla yazılmış bir kitabesi bulunmaktadır. Beyaz mermer üzerine hakkedilen ve sanat şaheseri olan kitabede “Sahib’ül-hayrat ve’l-hasenat İnceöz karyeli el-Hac Osman, 1163” ibaresi yazılıdır. Hacı Osman Efendi tarafından 1769 yılında yaptırılan bu çeşmenin kitabesi koruma altına alınması gerekir. 
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde “İnceöz köyünde Hacı Şaban Camii Şerif Vakfı” ve “İnceöz Köyü’nde Hacı Yusuf Camii Şerif Vakfı” kaydı bulunmaktadır.    
Cumhuriyet döneminde önce Yabanabad (Kızılcahamam) kazası Şorba (Ali Dede Şeyhler) nahiyesine bağlanan İnceöz Köyü, 1953 yılında Çamlıdere ilçesi Peçenek bucağına bağlanır.
Yayla geleneği devam eden İnceöz Köyü’nün Benli Yaylası karayolu üzerinde ve Bakırlı Yaylası yol sapağında İnceöz Yaylası bulunmaktadır. Geleneksel mimaride yayla evlerinin bulunduğu bölge çam ormanları ile kaplıdır.
1975 yılında 231 nüfuslu olan İnceöz Köyü, daha sonraki yıllarda yoğun göç vermiş ve 2009 yılı adrese dayalı nüfus sayımında 29 erkek, 33 kadın, toplam 62 kişi oturmaktadır.
Hayvancılık ve tarım yapılmakta olup, çok amaçlı köy konağı ile geleneksel mimaride yapıların yanında yeni yapılaşma da görülür.
Daha geniş bilgi için bakınız: Abdülkerim Erdoğan, Çamlıdere Tarih ve Kültür Atlası, Çamlıdere Belediyesi Yayınları, Ankara, 2012.



OSMAN HOCA KÖYÜMÜZ ULEMASINDANDI                                            
 
 Osman Hoca rahmetli uzun yıllar medreselerde okumuş ve okutmuş bir alimdi. Gök Durmuş'un Babası Hüseyin dede, Şah Dayı'nı babası Nuri Dede  ve Osman H0ca'nın Azime ismindeki kızı önceki hanımındandır. Osman Hocanın önceki hanımı çoşkunlardandır. Yani Davutmusalardandır.
  Osman Hoca'nın ikinci hanımının adı Anakız'dır. Bu Anakız ismindeki hanımından da , Bünyamin(Hacıosman,Ayşe,Nazım,Anakız ve Mustafa'nın babaları), Mahmut(Şaziye,Hali,Emine nin babaları), H.İbrahim(Osman,Ahmet,Anakız,Gültekin,Ayşe) diye üç oğlu ve Ayşe diye bir kızı daha olmuştur. Bu Ayşe adındaki kızı Kekeç Musa'nın ağabyi Eyüp ile evlenmiş. Eyüp'ten bir çocuğu olmuş. Fakat çocuk ta kendisi de vefat etmiştir...

Osman Hoca'nın babası Mahmut Hoca'dır. Mahmut Hoca'nın babası Molla Mustafa'dır. O'nun da dedesi Sarı Mustafa'dır. Muhtarlar bu Sarı Mustafa dedelerini hatırlatsın diye " sarı" soyadını almışlardır.  Osman Hoca'nın babası Mahmut Hoca ehli keramet bir zaat imiş. Yakakaya Medresesini ziyarete gitmiş. Eskiden dinimiz çok saygılı ve mükemmel yaşanırdı. Nafile ibadetler ve gece zikirlerine devam edilirdi. Bu ulemanın çoğu veli ve Allah dostu idi. Yakakaya medresesini ziyaretinde sohbet ederlerken medrese hocası güvercine işaret etmiş. Güvercin gelip medrese hocasının omuzuna konmuş . Başlamış huu çekmeye. Bunu gören Molla Mahmut Hoca da yerde namazlık olarak duran kuru deriye işaret etmiş. Deri yürümeye başlamış ve gelmiş Mahmut Hoca'nın önünde durmuş. Atalarımız böyle dindar ve sünnet ehli insanlardı.

 
  Halil İbrahim (Doğanay enişte) bir gün bir dağ kedisi yakalamış. Sevmiş, hoşuna gitmiş. Kediyi almış evlerine getirmiş.Alışır diye beslemek istemiş. Ama olmamış.Kedi vahşi olduğu için evin içinde oradan oraya koşmaya, kabı kacağı devirmeye başlamış. Süt ve yoğurt kaplarını hep dökmüş. Sonunda kediyi salıvermek zoruda kalmışlar.
 
  Hacı Kemal dayı ile Halil İbrahim Doğanay çok iyi arkadaşlarmış. Çocukluklarında hep beraber gezerlermiş.Dağlarda beraber gezerken bir kurt ini görmüşler. İnde üç dört kurt yavrusu varmış. Tesadüfen de anneleri yokmuş.Bu yavruları alıp yaylaya evlerine getirmişler.Akşam yavrularını bulamayan anne ve baba kurt , kokularından yaylada olduklarını anlamışlar ve yaylanın etrafında sabahlara kadar ulumaya başlamışlar.Bir kaç gün böyle devam edince rahatsız olan köylü kurtların davar ve sığırlarına zarar vermesinden korkup kurt yavrularını tekrar inlerine bırakmak zorunda kalmışlar..

    KAYA'LAR İLE İLGİLİ KÜÇÜK ARAŞTIRMA
Hayriye Sarı, Seyit Kaya (M.Kemal Kaya'nın babası), Mustafa Kaya(Mıstık Dede), Ayşe Yeşilyurt (Muammer Yeşilyurt'un Annesi) kardeştirler. Bunların Dedeleri Topal Ahmet' tir. Topal Ahmet'te İpraamağa'nın kız kardeşi varmış. İbrahim Ağa ( İpraamağa) Hüseyin, Kemal, Mustafa ve Mehmet Çakır' ların  babalarıdır.)İle Mıstıklar , kürdoğulları böylece akrabadır. İpramağa'nın hanımı Hatıp Hüseyini nin halasıdır.

Dündar'ların Dedeleri Ali Ağa dedenin babasının adı Ahmet imiş. Ahmet Ağa derlermiş. O rahmetlinin adı olan Hacı Kemal dayı'nın oğlu Ahmet Dündar'a da "Ahmet Ağa "derler. Dedesinin ismi olduğu için. Köylülerimize sorunca Ali Dündar'a Ali Ağa, Ahmet Dündar'a Ahmet Ağa derlerdi.
    Ahmet Ağa dede ile Hasan Çavuş'ların dedesi Musa Dede kardeşmiş. Böylece Hasan Çavuşlar ile ( Musalar ile) A li Ağalar emmizade'dirler. Yavuz lar ile Dündar lar emmi oğullarıdırlar.






Köyümüzden Hatıpların Mustafa(Ünalların babası)Seyit Ağa, ve Koçak'ların dedesi Mustafa (Arıcı HüseyinHoca'nın babası) aynı sene ölmüşlerdir.
 Mustafa Koçak(Dedem) hastaymış. Tekke'li bir kadın ara ara gelir iğne vuruverirmiş.Hastalığından kurtulamayarak bir kış günü akşam vakti olmüş. O zamanlar evlerde kiremit yokmuş.Evlerin üzerine yağan karlar aşağı kürünürmüş.
  Köyümüze ilk kiremit köy camisi için getirilmiştir. Tokarı da oluklu kiremit imal edilmeye başlanmış.Mustafa dedem ölmeden önce Hacının oğlu Hüseyin (Hölden Dede) hayırına caminin kiremidini almış.Köylü de öküz arabası ve eşeklerle getirilmiştir.Köyümüzde ilk kiremitli bina köy camisidir.




Hacıgiller eskide beri köyümüzün en zenginleridir.Hölden Dede, Kurtuluş Savaşı'na katılmıştır.Düşmanı kovarak İzmir'e girince orada bir Rum evine girmiş.Bir küp altın bulmuş. Atının heybelerini altınla doldurmuş. Hasta olduğunu bahane ederek bir yolunu bulup memlekete gelmiş.Hacıgiller'in zenginliğinin sırrı bu diye söylenir.

Çete Osmanı "Okka" eniştenin dayısıdır.Okka eniştenin annesi "Dudu" Çete Osmanı 'nın kız kardeşidir..Asıl Çambaş'ın adı Durmuş'tur.Bu Durmuş Dede'ye "Çambaşé derlermiş. Çambaş dedenin babası ölünce anneleri Yılanlı'ya kocaya gitmiş. Anneleri Yılanlı'da ölmüş. Baballıkarı da bunlara bakmak istememiş.Bir çam ağacına bağlamış. Kurt kuş yesin orada ölsünler diye..Yoldan geçen çerçiciler veya düvenciler bağlı olan bu çocuğu görmüşler. İplerini çözmüşler. Durumunu anlayınca getirip İnceöz'e salıvermişler. Akrabaları "Çambaş" Durmuş' una bakıp büyütmüşler.

Emine Albayrak Halam gençliğinde çok beğenilen bir kızmış.Bir çok talibi olmuş. Fakat vermemişer. Çükerenli Boz Ahmet' in oğlu da halama aşıkmış. İstemiş fakat vermemişler. Emine Halam yaylada Atizi mevkiinde çamaşır yıkarken Boz Ahmet'in oğlanları kaçırmak istemişler. Halam korkudan bayılmış. Bunu duyan yakınlardaki Köken Ebe (Hacı Kemal Dündar'ın annesi) baltayı kaptığı gibi koşmuş. Adamlar Köken ebeyi görünce kaçmışlar.Halamı bırakmışlar. Köken Ebe daha önce de bir eşkiyayı silahla yaraladığından etrafta namı varmış. Canını seven biraz çekinirmiş.





İNCEÖZ TÖRESİ

 
 
 
 
 Köyümüzün eski gelenek ve görenekleri çok mükemmel ve güzel idi. İşte onlardan bazıları

1- Her İnceözlü mutlaka dine, ahlaka saygılıdır,bağlıdır.
2- Erkekler en geç dokuz ,kızlar yedi yaşında namaza ve oruca başlar ve mutlaka orucunu tutar ve namazını kılar.
3- Köy halkının hiçbirinden kötü ve küfürlü söz duyulamaz.
4- Küçükler büyüklerini sayar ve itaat ederler. Ula dayının şunu al bize veriver, şöyle yapıver..diye iş buyuran büyüklerin sözü mutlaka tutulur. Onlara karşı gelinmez. İtaatsizlik yapılmaz.
5- Büyükler küçüklerini sever ve onlara sığınak olurlar.Bir adamın çocuğu biriyle kavga etse, adamın çocuğu haklı bile olsa önce kendi çocuğunu azarlayacak kadar yüce bir görgüye sahiptirler.
6- Ev yapan kişiye her komşu mutlaka bir gün ücretsiz yardım eder, çalışıverir.
7- Yaşlılara mutlaka saygı gösterilir, onların yanında izinsiz konuşulmaz.
8- Köy odasında yaşlılar baş köşeye oturur. Oturum yaş kıdemine göredir.
9- Hasta olmadığı müddetçe her İnceözlü mutlaka, sabah,akşam ve yatsı namazlarını cemaatle camide kılar.
10- Her inceöz erkeği akşam köy odasına gelmek zorundadır.
11- Köy odası,birlik beraberlik, konuşma, dertleşme, kültür, yardımlaşma ve arayıp sorma yeridir. Odaya gelmeyenlerin bir mazereti olduğu düşünülerek aranıp sorulur.
12- Hasta olan komşular mutlaka ,en az bir defa ziyaret edilir. Uygun hediye ile gitmek usuldendir.
13- Maddi durumu zayıf hastalara tedavi edilmesi için çok gizli olarak yardım toplanır ve uygunca ikram edilir.
14- Çarşıdan, pazardan, güreş pazarından alınan yiyecekler kapalı olarak etrafa gösterilmeden getirilir. Alamayanların canı çekmesin diye.
15- Evde pişen ve etrafa kokusu yayılan yemeklerden mutlaka komşulara birer tabak gönderilir.
16- Ankara'dan gelenler mutlaka komşulara ve çocuklara hediye getirmek zorundadırlar. Komşu çocuklarına birer elma, şeker ikram etmek usuldendi. Bu hediyeleşmek büyük bir sevgi ve saygı meydana getirir.
17- Herkes her sabah evinin etrafını çalı süpürgesi ile süpürür yaşlıların azarlamasından çekinilirdi. Sokak aralarının temizliğine dikkat edilir.Sığır pislikleri toplanır.El tezeği yapılır.
18- Ankara ve Çamlıdere'ye gidenler mutlaka komşulara haber verir, bir isteklerinin olup olmadığını sorarlar.
19- Komşuların istediği kap kacak, alet, edavat gibi şeyler komşuya veriir ve yardımlaşma sağlanır.
20- Komşulardan alınan emanetler işi biter bitmez hemen geriye sağlamca iade edilir. Teşekkür ve dua ile vefa örneği gösterilir.
21- Kış akşamları komşulara otumaya gidilir ve dostluğun samimiyetin devam etmesine büyük gayret gösterilir.
22- Hali vakti yerinde olanlar garip gurabayı üzmemek için; giyinmesini, harcamasını, konuşmasını, davranışını ölçülü tutar tevazu etmeyi ahlakın gereği sayarlar.
23- Her inceözlü üstünlük taslamayı, kibirlenmeyi çok kötü sayar ve tevazu ve alçak gönüllü olmaya gayret gösterirler.
24- Muhtarın ve ihtiyar heyetinin emirlerine uymanın köyün ve herkesin faydasına olduğunu bilir emirlere istekle uyar.
25- Bekçi tellal çağırınca yaylaya göçülür ve yayladan inlir.
26- Acılar mutlaka paylaşılır, sevinçlere de ortak olunur.
27-Köy malları, devlet malları ve komşu malları mutlaka kendisininmiş gibi korunur.
28- Devlet malını suistimal etmek çok tehlikeli haneler viran eder diye inanılır ve mutlaka korunur.
29-Köyümüz gelinleri, gelin veya damat sahibi oluncaya kadar kaynana ve kaynatalarının yanında yüksek sesle konuşmazlar.Onları görünce hemen yaşmak vururlar.
30-Köyümüz gelinleri en az 10-15 yıl geçinceye kadar yaşmaklı gezerler.
31-Köyümüz gelinleri, her sabah mutlaka evdeki herkesten önce kalkarlar.Sobaları yakar.Kahvaltıyı hazırlar. Sonra herkesi buyur eder.
32-Gelinler, belli bir yaşa gelinceye kadar herkese saygılı olur.Hatt çok küçük kayınlarına bile saygılı davranırlar.
33-İçki güzel dinimizde haram olduğu ve kötülüklerin anası sayıldığı için köyümüzde içki içilmez.İçki içmek kep
azelik ve aşağılık sayılır,hoş görülmez..
 
 







 
Sağır Anakız (Anakız Çalık ebem) önce Hallefendi'nin abisi Ömer ile evlenmiş.Ömer ölmüş.Sonra Hatıpların Mustafa 'ya varmış.  da ölünce Molla Durmuş ile evlenmiş.Hamdi Ebe Ozmuşlu Ebenin gelini idi.Hamdi ebenin önceki beyi Arif idi.Aif ölünce dört kızı ile kaldı.1.Kızı Kamile Doymuş'ta evliydi.2.Kızı Dürdane Keskin ise Şah dayının önceki hanımıdır.Kemal,Osman ve Kezban ın anneleridir.3. kızı ise Emine Tekin Kürdoğullarının gelinidir.4.Kızı ise Raziye'dir. Peçenek'te evlidir.Ozmuşlu Ebe rahmetlinin babası Kafkas'larda şehit olmuştur.Ebe ölmeden babaının Şehit maaşını alırdı. Vefat edincde kızı Anakız Ebe'me kalmıştır.Anakız Ebem ölünceye kadar bu maaşı almıştır. 


H.İbrahim Doğanay enişte hoşsohbet biriydi. Haksızlığa tahammül edemez hemen müdahalede bulunurdu.Enişte şeker fabrikasında çalışmş ve oradan da emekli olmuştur. Uzun yıllar emeklilik hayatının ardından darı bekaya göçmüştür.
 Şeker farikasında çalışırken Mengenli arkadaşları varmış. Ağızları bozuk olduğu için enişteyle anlaşamamışlar. İki üç kişi enişteyle yemekhanede tartışmışlar.Enişteyi dövecek olmuşlar. Enişte bakmış ki iş ciddi. Masanın üzerindeki kara biberi almış.Mengenlilerin gözüne serpmiş.Gözleri biberden yanan adamlar önlerini göremez omuşlar.Enişte de bunları evire çevire dövmüş.İş karakola aksetmiş.Komiser bir üç kişiye bakmış. Bir onları güzelce döven enişteye bakmış. Oğlum nerelisin diye enişteye sormuş. Öbür adamların haksız lduğunu anlayınca onlara kızmış.Enişteye de teşekkür etmiş. Bu adamlar devamlı bela çıkarırlar. Sen iyi bir ders vermişsin demiş.





Şah Dayının önceki hanımı Kamile Yengeydi. 1960 lı yıllarda köylü yayladan ot biçmeye inmişti. Kamile yenge de aşağıdaki arabanın üst tarafında ot biçiyordu. Hava çok şiddetli karardı. Şimşekler çakmaya başladı. Kamile nene yıldırım düşmesi sonunda  BMC kamyonun üst tarafında vefat etti. Allah gani gani rahmet eylesin...










 
  Bugün 16 ziyaretçi (184 klik) kişi burdaydı! Tüm Hakları saklıdır  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ACILAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR....MUTLULUKLAR DA PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR...