ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ
   
  Ankara-Çamlıdere-İnceöz Köyü-Koca Harman
  62-YAYLAMIZI TANIYALIM
 

Helal lokma NUR ve şeref imiş...Dilenmek, çare var ise zillet imiş..


Yaylamızın yağmurlarını özledik. Yağmur yağarken yüklüğün altına saklardı analarımız bizi ıslanmayalım diye.. Evin tavanına kiremit yerine kabuk örtülütdü. Kabuklar kiremit gibi örülmeye çalışılırdı. Daka sonraları naylon örtüler çıktı.,Evlerin çatısına kiremit görevi görsün diye naylonlar örtülürdü.Saç örtüler daha yeni yeni kullanılır oldu.


Yayla evlerimizin yüklüğü.Yağmur yağınca annelerimiz bizi yüklüğün altına saklardı.Yüklüğün üzerine yatak yorgan yığılır altına da un, bulgur,ekmek teknesivb ıslanmaması gereken eşyalar konurdu.




Önceleri soba yoktu. Ocakta ısınırdık.Ocaktan aydınlanırdık akşamları. Aydınlarma gereci  çıra idi.Zaten yatsı namazları kılınınca yatılırdı.Yatsıya kadar ocağa çotuk ve odun atılır hem ısınılır hem de ışığından faydalanılırdı.


Yayla evinin merdiveni balkonu ,giriş kapısı ve küllük yolu. (Wc .Ayak yolu..Tuvalet..)


Ahmet Koç lar..





Yayla odamız..Bizler ata ve dedelerimizden gelme bir görenekle misafir sever idik.





Gelen misafirler tanıdık birini aramaz, köy odasını sorardı. Odaya misafir gelince görenler bekçiye haber verirdi. Bekçi de bu misafirlerle gayet güzel ilgilenirdi. 



Yaylamızın güzel köy odası.


Yolcu yolakçı İnceöz odasını özellikle tercih ederdi. İnceözde yatacak şekilde kendisini ayarlar ve köyümüz misafirperverliğini tercih ederdi.



Yaylamızdaki festivallerden biri..Teşrif eden devlet ricali ve asayiş için gelen jandarmalar..

Çatalçam tarafı. Buralarda davar ağılları olurdu. Ağılların etrafına güçlü davar köpekleri bağlanırdı. Kurtlar davarları çalmasın, davarlara zarar vermesin diye. Yine de kurtlar yapacağını yapardı. Zekatı verilen mala asla zarar erişmez. Ama demek ki zekatlar verilmiyordu.Zekat emri İlahisi bilinmiyordu.






Yazı Ortası ve festivale gelen misafirler.



Yaylamıza yeni yapılan köy konağı ve minare..
Köyümüzün Güzel Yaylası


Yaylamızda hamak keyfi, bazen küçükler büyükleri sallarmış..
         
Yazı ortasında yağmur sonrası




Muhtarımız ve akrabaları, emmioğulları



Muhtarımızın akrabası Hatice Hanım,



İlkbaharda dereleri coşar yaylamızın..

   YAYLA ZAMANI
Mayıs geldi koyun keçi kuzuladı,
Otları yeşerdi , inekleri buzaladı,
Mal sahiplerini bir telaş aldı,
Yaylalar güzeldir, göçmeli gayri.

Yaylanın karları eridi gayri,
Hacı giller çoktan yaylalı oldu,
Kalanlar eveller geç kaldık deyi,
Yaylalar güzeldir, göçmeli gayri.

Akşam olup avrukları yapınca,
Sabah erken yaylamıza göçülür.
Sığırı, sıpayı öne katınca,
Yaylanın hayali gözlerde olur.

Çakmacuktan katar katar aşardık,
Sığırları önümüze katardık,
Yolculukta tatlı sohbet yapardık,
Yaylalar güzeldir, göçmeli gayri.

Çukurun dipten,kızgunnudan geçerdik,
Han'dan mutlaka alışveriş ederdik,
Öküz diynenmcinde piknik ederdik,
Yaylalar güzeldir, göçmeli gayri.

Tokarın derede güller açmıştır,
Bökelerliler yaylaya çoktan göçmüştür,
Yollarda binbir çeşit çiçek açmıştır,
Yaylalar güzeldir, göçmeli gayri.

Çileşlerin mandırayı geçince,
Yokarıdan Alançayır'a varınca,
O kocaman delüklü daşı görünce,
Yaylanın gokusu duyulur gayri.

Cin dağı ve gölü görüp geçince,
Hacıomar deresini, gurtluyu görünce,
Kuzu melemesini, köpek sesini duyunca,
Çekmeli havasını, temiz yaylamın.

Evlerinde dumanları tütüyor,
Oğlak ,kuzu yazılarda koşuyor,
Yiğitleri dağlarında geziyor,
Cincilesi , mantarı çıktı yaylamın.

Kadınları odun toplar yaylamda,
Davar ağılları var çatal çamda,
Gıncırdağa bineller benim yaylamda,
Gümüş dereleri akar yaylamın.

Gerişlerde katır kulak toplanır,
Çayırlarda kuzu kulak aranır,
Taze yağla  ekmekleri yağlanır,
Ayıcası, mantarı güzel yaylamın.

Akşam her evinde dumanlar tüter,
Sabah namazında horozlar öter,
Bızasını arayan inekler meler,
Ayranı, yoğurdu çoktur yaylamın.

Hatıp Üseyini erkence ezanı okur,
Ezan sesini duyan uykudan kalkar,
Yaylamda işler çok erken başlar,
Çamsakızı, yalamuğu hoştur yaylamın.

Yaylam yıllar oldu seni özledim,
Soğuk sularında abdest almadım,
Gerişten, elçamından geçip gelmedim,
Hasretin yanıyor içimde yaylam.

Gönül ister ki herkes yaylaya gitsin,
Yaylada kendine bir evcik yapsın,
Atalar, dedeler yurdu mahzun olmasın,
Sevgiler cıvıldasın güzel yaylamda.

Vatanımın hasreti özletti beni,
Ayrılıkacısı ciğerim közletti beni,
Konu komşu hasreti söyletti beni,
Issırganı bile burnuma tüttü yaylamın.

Ayrı kalmayan senin kıymetin bilmez,
Özledim hayalin gözümden gitmez,
Nasip olmayınca kuş bile uçmaz,
İnsanı islamdır benim yaylamın.
Her insanı bir candır benim yaylamın.
         
                         H.İbrahim Koçak -Alanya




Halil Yıldırım ve akrabaları


    YAYLAMIZDA YÖRELERİMİZ
HACIOMAR DERESİ:Kurtlu, Mezarlık, Cindağ ve Geriş arasında kalan yer. Güllülerin evin doğu tarafı. Bu isim niçin verilmiş bilinmiyor. Yaylamızın kenarı, cincile, katır kulağı, kuzu kulağı, deredaban, yağlık, purçak gibi kökü yenen bitkiler çok olurdu. Mis gibi kekik kokardı. Bazen çayırlık yerlerinde kızılca bulunurdu. Az kuytu bir yer olduğundan rüzgarlı ve soğuk günlerde davarlar o derede güdülürdü.Soğuk rüzgar, çobanları üşütürdü. Üşüyen çoban  veya oyun oynayan çocuklar büyük taşların arkasına siper olurlardı. Rüzgar görmeyen yerler ılkı sayılırdı. Akşama yakın sığırlar son rızıklarını yemek için Hacıomar Deresini seçerlerdi. Karanlığa kadar oralarda atışırırlardı.
YAZI ORTASI:Yaylamızın oturumu büyük bir çanak şeklindedir. Atalarımız çok ileri görüşlü insanlarmış. Köyde ve yaylamızda evleri taşlık ve kayalık yerlere yapmışlar.Taşlık ve kayalık yerler depreme en dayanıklı yerlerdir. Ekip biçmeye elverişli olmadığından arazi israfını da önlemiş olmuş atalarımız. Atalarımız evleri yaylamızın etrafına yapmışlar. Yaylanın ortası büyük bir çayırlık halinde boş bırakılmış. Yaylamızın ortasından güzel bir dere akar. Orta dediğimiz bütün yaylanın su ihtiyacını karşılayan kuyu bu çayırlığın ortasındadır. Bütün köylü içme ve kullanma suyunu buradan eliyle taşır.Hacıgiller tarafında ebeguyuları vardır. O mahalle suyunun bir kısmını bu kuyulardan karşılayabiliyorlardı. Akşama doğru bütün köyün davarı  yazı otasının değişik yönlerinden yaylaya girerdi. Davar çanlarına koyun togurdakları, sığır melemeleri, köpek havlamaları karışırdı. Taze mayıslara basmamak için dikkat etmek gerekirdi. Bazı ısıran köpekler başıboş kalınca korkulurdu. Bağırarak haberleşilir, emniyetli davranılmaya çalışılırdı.  Eski Köy Camimiz şimdiki yazı ortasındaki pınarın yerindeydi. Orada Cami ve oda  beraberdi.  Sığırlar, salma at ve katırlar, koyun ve keçiler yazı ortasında çok muhteşem bir görüntü oluştururdu. İnsanın, her hayvanı ayrı özellikte yaratan Halık'ın şanı ne yüce diye hayran olmaması mümkün değildi. Yazı ortasının sabahı çok muhteşem olurdu. Horozlar melekleri görür ve seher vaktinde ötmeye başlarlardı. Çamları okşayan rüzgarın tesbihatı ayrı bir güzellikti. Namaza kalkanların bacaları tüter, köpek havlamalarına gacıdayarak açılan ev kapılarının sesi karışıdı. Biraz dikkat edildiğinde, namazını kılan hanımların  cazır cuzur süt sağımları duyulurdu. Ara sıra huysuzlanan ineklere " anam", "kızım " diye sesleri duyulurdu. Sağılan ineklere buzağıları ödürtülür ve dağa salınırdı. Gün doğumuyla beraber çobanların hareketi başlardı. Sürünün önünde sarı kirli tekeler salını salını otlamaya giderdi. Çan, töngürdek ve zil sesleri birbirine karışırdı. Bu çanlar va töngürdekler davarın nerede olduğunu bilmek içindi. Kayıp olan davarların çabucak bulunmasına ve bilinmesine de yardımcı olurdu. Yazı otrası demek yaylanın merkezi demektir. Satıcılar, yolcular, gelenler, gidenler yazı ortasından geçerdi.
GERİŞ:Yaylamızın güneyindeki büyük düzlük. Kötümehmetlerin, Muhtarların, Bünyamin hocaların evinin yanındaki yokuşu çıkınca gerişe varılırdı.Geriş çok büyük bir düzlük.Davarların çoğu burada otlatılırdı. Yağlığı, deredabanı, çiğdemi, gökdedemi, cincilesi, kızılcası pek çok olurdu gerişin.Nereden geldiği ve nasıl olduğu bilinmez ama gerişte demirboku denen curuf kalıntıları bulunurdu. Kekikleri çok muheşem kokardı.
KURTLU:Hacıomar deresi ile Karşıdağ'ın arası.Burada bulunan eşmelerin çok güzel suyu olurdu.Buradaki kuyularda larva bulunduğu için suyu kurtlu anlamına gelen KURTLU denirdi. Kurtlu yaylamızın çamaşır yıkama yeriydi. Yaylanın hanımları buraya çok sık gelir çamaşırlarını yıkarlardı. Yıkanan çamaşırlar çalılara, ağaçlara ve taşlara serilir kuruması beklenilirdi. Çamaşır yıkama çok uzun sürdüğü için öğle yemeği burada yenirdi. Isıtılan yağlı ekmekler, közlenen patatesler, güzelim torba yoğurtlarının yenmesi pek enfes olurdu. Yaylaya gelen arabaların tozu ilk kurtludan görülürdü. Köyden gelenler yaylaya ilk kurtludan girerlerdi.
ÇATALÇAM: Musadedelerin ve Hurşutların evinin kuzeyi. Kurtlu ile İnnahanların arası. Yahşihan yaylası, Buğralar yaylası, Karapazar ve Gerede yolları Çataçam'dan geçerdi. Bazı davar ağılları Çatalçam'da olurdu. Akşamları çatalçamın eseninden çamların uğultusu musikilerin en güzelini söylerdi. Çok esrarlı ve hoş bir uğultusu olurdu çatalçamın.Bazen davarlar Çatalam'dan girerdi yaylamıza.
BEÇENEK BOĞAZI: Çavdu kuyularından ve Hacıgilin evinin yanından ormana girilen yere Peçenek Boğazı denirdi.Buradan Peçenek yaylasına yol geçerdi. Peçenek arabaları çoğu zaman buradan işlerdi..Peçenek yaylasına gden orman girintisi anlamına gelen Peçenek Boğazı denmiş buraya.













Gerişten yaylaya başka bir bakış..


Gerişten İnnahanların görünüşü


Muhtarımız telefon trafiğinde



Yaylamızı güzelleştiren sevimli minikler


Bir İnceöz delikanlısı.(Geleceğin delikanlısı)


Başka bir sevimli yiğidimiz.


Neşeli bir İnceöz genci.


Geleceğin yiğitleri


Yayla camimiz ve Ezanı Muhammedi okuyan müezzin


Çocuklar yaylanın güzeliğine güzellik katmışlar. Ne tatlı oynuyorlar.


Hayvanlarımız da yaylanın tadını çıkarıyor.


Bir köylümüz ev yapıyor.


Yaylamızın güzel villaları


Yaylamızda Çavdu boğazı













 
  Bugün 16 ziyaretçi (175 klik) kişi burdaydı! Tüm Hakları saklıdır  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ACILAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR....MUTLULUKLAR DA PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR...