ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ
   
  Ankara-Çamlıdere-İnceöz Köyü-Koca Harman
  9-Köy Evlerimiz-4-
 
SAYIN FATMA ÇEVİK İN ÇEKİMİ İLE ABDURRAHMAN ÖZÇELİK'İN SESİ




































(H. Ş. }


"Ümmetimin fesâda uğradığı (sünnet-i şerîfin terk edildiği) zaman sünnetime sarılıp onunla amel eden kimseye yüz şehit sevâbı vardır." (H. Şe Beyhakî, ez-Zühdü'l-Kebîr)

İMÂM-I RABBÂNÎ HAZRETLERİNİN SÜNNETE BAĞLILIĞI
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri buyurdular:
Ramazân-ı Şerîfin son on günü idi. Teravih namazını kıldıktan sonra kendimde bir yorgunluk buldum ve yatağıma uzanmak istedim. Yatarken bu yorgunluk sebebiyle, sünnet üzere sağ tarafıma yatacağımı unuttum, sol tarafıma dönüp yattım. Biraz sonra sünneti terk ettiğimi hatırladım. Bunu ilk defa terk ettiğimi düşündüm. O anda nefsim bana, unutarak ve sehven oldu, bir şey olmaz, affolunur dedi. Fakat sünneti terk etmenin korkusu benden gitmedi. Hemen kalktım, doğruldum ve sağ yanım üzerine yattım. Bunu yaptıktan
sonra Allâhü Teâlâ'nın kereminden, nihayetsiz nur ve feyizler zâhir oldu ve şöyle bildirildi:
'Sen, sünnete bu kadar riâyet edersen, âhirette sana hiçbir şekilde azab etmem.'






Köyümüzde kış 2015

Arnavutluktan bir kış manzarası..Kur'an talebelerinin oyunu..

Tuna Nehrinin Bosna daki çıkış yeri bu mağaradır.




Kanaatkârlık / TOK GÖZLÜLÜK

İnsanların çok çeşitli ihtiyaçları ve istekleri vardır. Her insan ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak ve isteklerini tam olarak yerine getirmek ister. Ama bu her zaman mümkün olmaz. Çünkü dünyanın imkânları, ömrümüz ve kazanma gücümüz sınırlıdır. İnsanda oluşabilecek aşırı mal hırsının ve dünya ihtirasının yok olması ancak kanaat ile mümkündür.

Kanaatkârlık: “Elindekinden hoşnut/razı olmak, kâfi görmek, iktifa etmek, fazlasına değil, payına razı olmak”tır. Kanaatkârlık: “Kişinin elindekine razı olması, ihtiyaçlarını karşılayabileceği maddî imkânlarla iktifa edip başkalarının elindeki şeylere göz dikmemesi, aşırı kazanma hırsından kurtulması” demektir. Dilimizde tok gözlülük kanaatkârlıkla aynı manada kullanılmaktadır. Kanaatin zıddı ise hırs, tamah gibi menfi hasletlerdir. Kanaat sahibi olmak, tembelce yaşamak değil, çalışıp gayret ettikten sonra elindekilere razı olmak, gönül huzuruyla hayatına devam etmeye çalışmaktır. 

Kâmil, olgun insan, elindeki nimetlere kanaat edip şükreden ve sıkıntılara sabreden kimsedir. Şükretmek için çokça mal ve mülke sahip olmak şart değildir. Zengin, fakir, sıhhatli, hasta, yaşlı olsun, elde edilen maddi-manevi imkânlar yaşamın emanetleri, maruz kalınan bela, musibet ve sıkıntılar ise hayatın cilveleridir. Binaenaleyh herkes, insanlığın bir icabı olarak elindekilere şükretmekle ve şükrün en ileri derecesi olan kanaatkârlıkla mükelleftir. Çünkü "Kanaat bitmeyen, tükenmeyen hazinedir." 

Kanaat hazinesinden mahrum olan kişi hep huzursuz olur, ne kadar kazanırsa kazansın memnun olmaz. Dünyaya tamah edip sürekli maddi hırslar peşinde koşarken de vaktini, nakdini ve ömrünü heba eder. Dünya; hırs gösterenlerin omuzlarında, kanaat edenlerinse ayaklarının altındadır. “Bu Dünya gölgeye benzer. Nasıl ki arkanı güneşe dönsen, gölge önüne düşer. Arkasından ne kadar gitsen yakalamak kabil olmazsa, Dünya da aynen bunun gibidir. Mühim olan gölge misali Dünyayı kendimize tabi kılmaktır.” 

İnsanın kendisinin ve ailesinin sahip olduğu maddi ve manevi imkânlara birçok insanın sahip olmadığını düşünerek şükretmeli, Sahip olduğumuz bu imkânlara kanaat göstermeyip devamlı şikâyetçi olma ve memnuniyetsizlik izhar etme gibi davranışlardan kaçınmalıdır. Hususiyle makam, mevki ve servet gibi dünyaya müteallik mevzularda sürekli daha fazlasını elde etme hırs ve arzusu içerisinde olmamalıdır. 

Mevcut imkânlara kanaat etmeyip marka kıyafet giyme takıntısı, lükse düşkünlük vs. davranışlarda bulanmamalıdır. İcra ettiğiniz meslek, kazandığınız para, oturduğunuz ev, bindiğiniz araba, yaşadığınız muhit neresi olursa olsun her durumda şükretmeli, kanaatkârlığı şahsiyetin bir parçası haline getirmeli ve bu hal ile de çevredekilere numune olmalıdır. 





Kırharmandan kızak kayan köylüler..

kırharmandan kızak kayardık..

Köyümüz avcılarının avı

Mustafa Kaya yaylada













 İMTİHANI UNUTURSAN...
Başıboş mu sandın, bu alemde kendini?
Dünyada ebedi kalıcı mısın?
Nefsi ilah edinmişsin, sen dolu dizgin,
Titreyip utanmadan günah işlersin,
Azrail pençesinden kaçış var mıdır?
 
Allah hakkı emretmiş, saadet için,
Dünya ve ahret sefası sürsünler diye,
Peygamberler göndermiş, kitap göndermiş,
Uluhiyetimden korksunlar diye,
Karanlık kabre girmem diyen yiğit var mıdır?
 
İman, ihlas, sahibini yüceltir,
Mevla’nın isteği hayır ameldir,
Allah’a hiçbir şey gizli değildir,
Mühlet verir belki, uyanır diye,
Azabı ilahiye dayanacak mücrim var mıdır?
 
Hainlik, kalleşlik şeytan işidir,
Bunlara tevessül eden şeytan eşidir,
Bu ameller insanı nara götürür,
Mevla ve melekler üzülür buna,
Bunlardan tövbe edecek yiğit var mıdır?
 
Mazlumun vekili Allah değil mi?
Hainin kalleşin hasmı değil mi?
Sabır O’nun sıfatı uzatır ipi,
Zalimden mazlumun hakkını alıcıdır o,
Adli ilahiden kaçacak mahluk var mıdır?
 
Şeytan, nefis düşmanıdır insanın,
Bir bende eder ise yıkar imanın,
Süfliliği, rezilliği güzel gösterir,
İnsana azabı unutturur hep ,
Ev sahibi hırsıza ne zararverir?
Hırsızın kansızlığını nereden bilir?
Mevla kötüye de bir mühlet verir.
Adaleti ilahiden muaf olacak,
Kaçıp kurtulacak bir kul var mıdır?
    
                                              H.İbrahim KOÇAK











Hüseyin Çakır Dayımız..











KÖYÜMÜZÜN EBELERİ(DOĞUM YAPTIRANLARI)
Eskiden doğum yapacak hanımları doktora götürme imkanı yoktu.Doğum yapacaklara köyümüzden bazı hanımlar yardım ederdi.Bu hanımlar annelerinden ve kendilerinden önceki yaşlılardan bu hizmeti öğrenmişlerdi.Çağımızdaki gibi olmasa da bayağı hayırlı hizmetler yaparlardı. Çok bilgiye sahiptiler. Doğum yapan kadına lohusa derlerdi.Lohusalar doğumdan sonra kırk gün evden dışarı çıkmazdı.Doğum yapan kadına özel bir şerbet içilirdi ki bu şerbeti bugünkü tıp kabul etmekte tavsiye etmektedir.Doğum yapan ve diğer kadınların kalın bir kuşak sarmaları adettendi.Bel ve böbrek hastalığı bilinmezdi bu kuşak sayesinde.Erkekler ve kadınlar yaz kış kuşaklı gezerlerdi.Kışın ısınmanın sağlıksız olduğu zamanlarda kuşakrın faydası tartışılmazdı.Köyümüzde doğuma yardım eden ebeler şunlardı:
1-Hakkı Ebe
2-Ayşe Hala (Hüseyin Çakır'ın anneleri, İpraamağanın eşleri)
3-Hatıp Ebe

KÖYÜMÜZÜN SIHYELERİ
Sıhye sağlık memuru demekti. İğne yapma ve ufak tefek pansuman işleri yapardı.Köyümüzde yeşillerin Hüseyin rahmetli skerliğini revirde sıhye olarak yapmış ve bazı sıhyelik bilgilerini öğrenmişti. Terhis olurken de tabip komutanları " sen köye gideceksin, köy mahrumiyet yeridir, bazı bilgileri öğren " demişler.Yeşillerin Hüseyin'e bazı sağlık malzemelri vermişler ve iğne yapmayı öğretmişler. Böylece Hüseyin dayı köyümüzde ufak tefek sağlık hizmetlerini ücretsiz görür ve iğne vururdu.
Yeşillerin Hüseyin talihsiz bir olay geçirip te hapse girince köyde iğne vuran kalmadı.Çamlıdere 'nin doktoru pazar günleri "Güreş Pazarı" na gelir ve inceözlü hastalara iğne yazamazdı. Anca tablet ve şurup gibi ilaçlar verebilirdi.Bir gün Hüseyin Hoca'ya Hocam gel sana iğne yapmayı öğreteyim. Köyünüzde bu hizmeti yap demiş.Her pazar babamı yanına almış ve eğitmiş. Böylece babam da iğne vurur oldu.Eskilerde köyümüzde iğne yapanlar şunlardır:
1-Hüseyin Çevik (Yeşillerin Hüseyin)
2-Hüseyin Koçak (Arıcı Hüseyin Hoca)
Bu kişilerebazen komşu köylerden iğne yaptırmaya gelen olurdu. İğneleri bitinceye kadar hergün gelirlerdi.

KÖYÜMÜZÜN OCAKLARI
Ocak demek bazı hastalıklara okuyan kişi demekti.Siğil ve sarılık ve buna benzer bazı hastalıklar okununca geçerdi. Çocukluğumda ellerimin üzeri siğil ile dolmuştştu. Rahmetli babam bir gün çağırdı. Kaç tane siğilin varsa say ve o kadar arpa getir dedi. Dediğini yaptım. Babam rahmeli abdest aldı ve her arpayı okudu. Okuma bitince bunları ayak deymeyecek yağmur görmeyecek bir yere sakla ve arkana bakmadan gel dedi. Dediğini yaptım. Siğilleri unutmuşum. Günler sonra bir baktım siğillerim kaybolmuştu.Köyümüzde bazı hasalıklara okuyan ocak kişiler şunlardı:
1-Ayşe Halam (Çakırların anneleri)
2-Hatıp Ebe
3-Arıcı Hüseyn Hoca
4-Hatıp Eminesinin kızı Kamile Halam. (Yaman Hoca'nın rahmetli hanmı)



 
  Bugün 16 ziyaretçi (173 klik) kişi burdaydı! Tüm Hakları saklıdır  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ACILAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR....MUTLULUKLAR DA PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR...