ANKARA-ÇAMLIDERE-İNCEÖZ KÖYÜ
   
  Ankara-Çamlıdere-İnceöz Köyü-Koca Harman
  2-YÖREMİZDEN BİR AŞK HİKAYESİ
 
H.İbrahim Koçak'ın amatör çekimi ile bir Ağustos ayında İnceöz Köyü

DAVŞAN DAĞA KÜSMÜŞ DAĞIN HABARI OLMAMIŞ
 Dilberinen aynı köydenidük. Aynı mahallenin bebeleriydük. Evönnerinde, harmannarda oyun oynarıduk. Pek hanım bi gızıdın. Aazı va dili yokudun. Anasının peşinde gezer dururdun. Bende anamın fisdanından dutar hiç yanından ayrılmazıdım.Analarımız garaguyudan gelükene biz de biribirimizi görürüdük. Al al yüzleri, gözel gamzesi, gara gaşları pek gözelidin. Ara sıra gülümsemesi pek hoşuma gideridin. Bakdukca bakasım gelüdün ömrü uzun olup yirmi bebesi olaccaya. Ufaklıkda hoşuma gitmiş bu dilber gız.Böyüdükce benim içimdeki hataş da böyüdü. Gel gör kine ocaana buyday yaaccanın bundan hiç habarı yoodu elleeem. Hiç mi hiç pas vermezidi. Ben de kendi kendime, bunun eresmiliği bilene nagada gözel deyi kendimi avududum. Anamızın peşinde gezerkene hep görüdüm Dilber'i, hep de içim cızırdarıdın. Aşk dedükleri meret bumuydu acabana?
 Zamannar geçdi, biz böyüdük, Dilberde böyüdü. Böyüdükcede gözelleşti. Peri gızı gibi oldu. Taha bi hanimleşti.Taha bi gözelleşdi. Herkeş Dilberi görüncene bakası gelidün. Dilber gibi pekçok gız varıdın köyümüzde emme nedenise ben ona yakdım abayı. Sonradan örendimiki pek çok zavallı abayı yakmış benim gibi.
  Bigün Çamyanında çit sürüyoruduk. Ben öküz ööne düşüyorudum. Anam da kök söküyorudun, çalı ayıtlayıyorudun. Bide bakdımkine, Dilberde garşıda babasıynan çit sürmez mi? Amanin ne gözellik, ne alımlılık? Aklım başımdan giddi. Başım dönmiye başladı. Gözüm devamlı ondaydı. Ona bakacan deyi öküzüzn öönden çızgısını yaanış götürüyorudum. Babam" ööne baksana la deyi azallayıyorudu.  Gözümü körolaccanın gızından ayıramayyordum. Öküz çızgıyı yannış gitmiş.Çekelü deyne sırtıma çaat edince aklım başıma geldi.Bakdımıdı babam zabanı bırakmış yanıma geldi. Gıçıma öyle bi depdikin gözlerim faldaşı gibi açıldı. Ne salak gibi saa sola bakıp durun ulan dedi. Nava o garşılarda da aval aval bakan oolum dedi. İçimden yafu baba sen hiç aşık olmadınmı deyecek oldum, dooru gitsene ooluuum deyi baarmasından sıçıradım. İçimde Dilberin hatırı beni cızır cızır yakıyorudu. Neriye giddihümü, neriye basdıhumu bilemeyyordum.
  Bigün gine eşşenen topracılıın üsdünden eve geliyorudum. Dilber de anasıynan toprak eleyyoru. Gözümü bitüllü ayıramadım. Kesek ezmesi, toprak elemesi ayrı bi cilveliydin. Anasına , "Buyur ana, tabi ana, hemen ana" gibi datlı dilli davranması da pek hoşuma gidiyorudun. İşde tam anama gelin olacak gız bu deyi aklımdan geçürükene eşşeen üsdünden dengemi gaybeddim. Patatis çuvalı gibi aşşa yuvallandım. Tikennerin içine garışıgaldım. Sarı çalıların arasından zorunan dooruldum. Üsdümü çırpdım. Acabana Dilbergil gördümüyküne deyi göz ucuynan bi bakdım. Görmemişle. Görsele hemen yardım etmiye goşalla. Şindi Allahı va insaniyetli gadunnar. Kötülük, fitnelik, fesatlık düşünmezle. Susayı geçipde İpeşlerin tallıya dooru varınca golumun acısından duramadım. Goyverdim aalamayı. Eve gadana aaladım. Irahmetlik anam, nooldu ölen? Gocaman herif eşşekden düşer mi? Deyi bi sürü azalladı.
  Bigün ölöözünden baaçe beklemeden geliyorudum.Bunarın başında Dilber varıdın. Eşşe olukdan suladım. Utancımdan Dilbere pek bakamadım.  Gı seni pek hazediyom diyecek oldum olmadı. Yutgundum,düşündüm bi tüllü deyemedim. Göz ucuynan bibakdım şüyle. Zelvi gibi. Gözüme peri gızı gibi göründü. Emme, babam "Nemehremlere bikereden başka bakılmaz, haram olu" deridin.Sakın ha ökzün tirene bakduhu gibi bakma deridin. Ben de Allahdan gorkuma hiç bi zaman bikereden başga nemehreme bakman halen şu yaşıma geldim geleli.
  Bigün davar çöneliinden geldim. Ayşama gadana çoban Muhiddin Dayı'ya yardım eddim. Oruya goş, buruya goş pek yoruldum. Hoşaf gibi oldum. Ocakbaşına oturduydum az uyku çökdü. Anam güümlerinen garaguyudan geldi. Halama " Duydun mu gı, Dilberi Üsdüaçuk Köyden Duralinin Mısıya vermişle "dedi. Halam da " şu sümüklü Mısıya mı? dedi. Anam da ha ha ona dedi. Bi hoş olmuşun. Aval aval bakmıya başladım. Gaz lambasının ışıında benim betimi benizimi gören yok. İçime bi hataş düşdü. Falcı Ebenin donyasının ocakda erüdühü gibi erimiye başladım. Garipledim. Tomsudum oturdum. Derken zufra guruldu. Otuduk emme canım hiçbişiyi çekmedi. Ebem ırahmetli bu oolanda bişiyi va. Acabana ne ola dedi. Dedem de gaylı bunların deli zamanı olu büyle şeyler dedi. Anama derdimi bi döküyün dedim dökemedim. İçime addukca addım. Günden güne cızır cızır eridim. Bi iyne bi iplik galdım. 100 kiloya gadana düşdüm. Şekil "a" da görüldühü gibi.
  Gaylı böyümüşdüm.Gurbete çalışmıya gideridim. Bayramın birinde hazıllımı yapdım.Köye geldim. Bayramı yapıp gine çalışmıya gideceedim.Meerseme bayram ertesi Dilberin düünü varımış. Keşge gelmiyeydim , dilberin ak gelinnik içinde ellerin olduhunu görmüyeydim dedim. Büyle üzülürkene babam ırahmetli vaziyeti sezmiş heral ki beni çaardı.
  Bana bak oolum dedi.Evde Dilber lafı geçince sen bi hoş oluyon. La yoksa aranızda bişiyi mi va? Dooru söyle la eşşoleşşek dedi. Utancımdan gulaklarıma gadana gızardım bişiyi deyemedim. Babamın aazı baazen pek harabat oludun emme gene de Osmannıydın.Sadece biz devü mahallenin bütün bebeleri gorkar ve çekünüdü. Hatamızı bulunca gulaklarımızı pis gıvradudu. Gulak sankı bizim devüde bi başgasının oludu. Bana bak dedi" O aşık olma şeyi nefis ve şeytandandur. Gafaya dagma. Gader ve yazı neyse o tecelli eder" dedi. "Nikah önce meleküt aleminde gıyılu, soona dünyada sebepler halkolu" deyince eccük kendime geldim. Gader neyse o olu dedim. "La havle vela guvvete illa billahil aliyyil azim" dovasına devam etmiye başladım. Bu dova peygamberimizin dovasıydı. Sıkıntı kederimin çoo giddi.
 Dilber al duvaklarınan gelin olacadın gaylı. Düünner köyde esgiden uzun süreridin. Bi gün az hasdaydım. Evde durukan gapı tıkladıldı. Anam ebem neyi kimse yoodun. Gapıyı açdım.Bi bakdımıdın gelen dünyalar gözeli Dilber. Yüzüne melül melül bakagalmuşun. Dilber, anangil nerede dedi? Ben de bilmenkine ben az ırahatsuzun dedim.Dilber içeri girdi.Benim gözlerime baka baka ;
-Bilal bana eyi bak. Beni eyi diyne dedi.Yılardır bana dünürcü göndermeni bekledim. Sen daş mısın a Bilal? Dedi.Ben bi hoş olmuşun. Dilber dedim . Gaylı iş işden geçdi. Sen var git üsdaçuk köye. Mısa yınan mesut ol dedim. Dilber sicim gibi aaladı. Aaah Bilal ben sana nası aşıkdım. Kör Bilal dedi.Ölen Bilal gel beni gaçur, dedi. Babam beni öldürü deyi gorkdum.Babam, dine, töreye uymayan hiçbişiyi yi seemezidin. Onun içün babamdan pek gorkardım.Benim çaresiz bakşımdan vaziyeti annıyan Dilber boynunu büküp evlerine dooru yavaş yavaş yola goyuldu. Dilberi Allah Mısıya baaşlasın. Allı duvaklı gelin oldu. Gelinalcılar erenneri aşdııı giddi. Dünyalar gözeli Dilber ellerin oldu.
  Aradan üç sene geçmişdi. Gışın köye geldiydim.Anam sıılları bi sula gel Bilaaal dedi. Sııları damdan çıkardım. Önüme gaddım. Garguyuya vardım. Sııları sularkana bi bagdım bi dünya gözeli geldi. Elinde güümleriynen.Az Dilber'e benzer gibi. Yan gözünen bikere bakdım amanın  bu Dilber. Eyicene bakdım kine haggaten Dilber. Dilbeeer dedim. O da edirafa bi bagdı kimse yok , ölen Bilal dedi. Dilber sen naaran buralarda dedim.A Bilal, benim Mısa hasdalandı vefat etti. Ben bi senedür köydeyim dedi. Duymadın mı, a kör, sağır Bilal dedi. Ben de , duymadım gıı dedim. Dilber," bak Bilal, sen taa evlenmemişsin. Ben eyi ekmek yaparun, el bi inee bakar ben üç inee bakarım. Ben üç kişilik çaluşurum. Pek hamaratunben .İşte böyle Bilal. Sen düşün daşın gene beni al"dedi. Ben de pek duygulandım. Hemen eve goşdum. Ana ana dedim. Naap yap bana Dilberi alıve dedim. Anam babamınan gonuşdu. İşe minasip bagdıla. Yazı gaderimiş. İşde o günden beri Dilberinen mesut mu mesut bi yaşantımız va. Bizim bu aşk hikayemiz gibi neler vadur incöözde . Emme millet utanuda aanadıvermezle...
  (Bu hikaye eskileri hatırlatmak gayesiyle yazılmıştır.Tamamen hayal ürünüdür.H.İbrahim Koçak)
   



Bak!
Bil ki haketmeyenin önüne inciler serilmez.

Mücevherlerden sarraflar anlar ancak, başkası bilmez.

Ne fark eder ki kör insan için elmas da bir cam da.

Sana bakan kör ise sakın kendini camdan sanma...


(Hz.Mevlana)

  
Eskilerde nişanlılar birbirini göremezdi. Birbirleriyle konuşamazdı.Zaten oğlana münasip kızı, anne ve baba beğenirdi. Bu evliliklerde hemen hemen hiç boşanma olmazdı. İslam şiar ve kültürüne o şekil evlilik daha yakışırdı herhalde. Haram ve zina mefhumunun mubah olduğu, sefih batı kültürü içimize girince bizi bozdu diye düşünüyorum. Son ve ekmel din olan İSLAM'ın prensipleri şüphesiz ulvi ve yüksektir. Hıristiyan ve yahudi propagandası, yıllarca dinimize ve kültürümüze saldırdı. İslam ve onun temsilcisi Müslüman Türk'e, düşman olan bu odaklar yıllarca bize saldırdı. Aslı, Türk ve Müslüman olmayan yöneticilerle bizleri yönettirdiler ve MANEVİ BÜNYEMİZİ bozdular. Yahudi din adamı Haim Nahum'un şu sözünü unutmamak lazım. Lozan antlaşmasında İngilizlere şöyle demişti bu Haim Nahum, "Siz Türklere devlet kurma izni veriniz. Korkmayınız. Biz onların manevi bünyesini öyle tahrif edeceğiz ki, bir daha eski günlerine asla dönemeyeceler." Dedi. Cumhuriyetin ilanı ile de yurdumuzda batlılaşma hareketeri başladı. Osmanlı'yı Osmanlı yapan değerler yerle bir edildi. Japonya ve Yunanistan binlerce yıldır kullandığı yazıyı değiştirmezken, bizde islam yazısı değiştirildi. İslam yazısıyla yazılan bütün arşiv, belge ve dökümanlar tahrip edildi.  Dış ülkelere hurda kağıt niyetine satıldı.Bundaki asıl gaye Türk milletine geçmişini, kültürünü, tarihi bağlarını unutturmaktı. Nitekim öyle de oldu. İslam ülkesine, inanç olarak yahudi kaynaklı Darwinizm getirildi. Okullarda Allahsızlık propagandaları yapılmaya başladı. Fakat unuttukları bir şey vardı. Müslümanların Allah katındaki değerleri. Mülkün sahibinin Allah olduğu. Altının çöplüğe ve pisliğe düşmekle değerini yitirmeyeceğini hesap edememişlerdi. Osmanlının evlatlarının, kör kör atalarını anlayamadığı, anlamalarına mani olunduğu, fakat ehli insaf düşmanlarının  bile Osmanlı'nın yüceliğini söylemek  zorunda kaldığına şahit oluyoruz.Dünya tarihinde bir daha eşi görülmeyen bu ecdat düşmanlığı neden ? Bize, taihimiz neden yanlış anlatılıyor? Neden bu yanlışlık dayatılıyor? Şahsiyet ve izzeti nefis sahibi herkes bunu düşünmeli ve buna kafa yormalıdır.
  Türkan Saylan lar ve birçok devlet görevlisi, ergenekoncular ve daha bir çoğu bu milletin mukaddesatıyla oynamanın, görevlileri ve, piyonları oldukları gün geçtikçe meydana çıkıyor. En üzüldüğümüz hal, aslını neslini bildiğimiz bazı temiz insanların, sırf makam ve maddi çıkar uğruna kültürümüze, manevi bünyemize , milli birliğimize zarar vermeleridir. Bu yıkıma alet olmalarıdır.

_YA BASİR!________


Bir zamanlar vâlilik yapan birisinin çok güzel bir bahçesi vardı.
Rengârenk çiçeklerle donatılmış, tam bir zevk ve sefâ yeriydi.

Bir gün vâli, bu bahçeye geldi.
Vâli, bir bahane ile kadının kocası olan bahçıvanı, bir iş için dışarıya gönderdi. Kadına da dedi ki:
-Bahçenin kapılarını kapat. Hiç bir kapı açık kalmasın!

Kadın, akıllı ve namuslu idi. Vâlinin kendisine kötü niyet taşıdığını anladı. Gidip bir ağacın arkasına saklandı ve biraz sonra gelip dedi ki:

-Kapıları kapattım. Yanlız bir tanesi kaldı. Onu kapatmaya gücüm yetmiyor. Ne kadar uğraşsam da kapatamıyorum.

-O, hangi kapıdır?

-Bu kapı, Allahü teâlânın (Basir) sıfatıyla bizi gördüğü kapıdır. Vâli, bu sözü duyunca, pişman olup tövbe etti.

Bir daha aklına böyle kötülükler getirmemek için, Allahü teâlânın sevgili kullarından birinin bulunduğu yere gidip, onun sohbetinde yetişti. Allahü teâlânın sevgili kullarından biri oldu.
 
  Bugün 16 ziyaretçi (166 klik) kişi burdaydı! Tüm Hakları saklıdır  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ACILAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR....MUTLULUKLAR DA PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR...